Kitap genel olarak akıcıydı sadece bazı yerlerde ana karakterin (Altair'in) sürekli ordan oraya koşturması ve her bölümde yeni bir maceraya başlaması beni yordu. (Ama onu yormadı maşallah) Aslında bu durum oyundaki o bitmek bilmeyen suikast hazırlığı görevlerinin kitaba bir yansıması gibiydi; yine de sayfalar arasında bu tempoyu takip etmek, elinde kontrolcüyle koşmaktan daha yorucuymuş. Oyununu oynayan birisi olarak yer yer farklılıklar bulunsa da genel hikayeye bağlı kalınmış. (Her iki eser içinde söylüyorum, birbirlerini tamamlıyorlardı)
Kitapta bolca ihanete ve karakterin fikir dünyasının değişmine/gelişimine tanık oluyoruz. Serinin en kibirli karakterlerinden biri olarak başlayan Altair'in, yaşadığı bu ihanetler ve kayıplarla olgunlaşıp gerçek bir "Üstat" haline gelişini kitaptaki iç diyaloglarla okumak, hikayeye çok daha derin bir felsefi tat katmış. Var olabilseydi insanüstü güçlerin (Cennet elması) insanlar arasında oluşturabilecek güç hırsını gözler önüne seren bir eser.
Ben kendim bu seri ile ayrı bir duygusal bağ içerisinde olduğumdan dolayı bir çok yerinde duygulandım. Zira eserle ilk defa 13 yaşımda tanışmıştım. Bundan önce diğer kitaplardan 3 tanesini okumuştum seri olarak başlamama gerek yoktu genel olarak hikayeye hakimdim fakat kafamda oturmayan kısımları varmış. Özellikle oyunda hızlıca geçilen bazı arka plan detayları ve Al Mualim ile olan o karmaşık ilişki kitaptaki anlatımla birleşince, kafamda tam oturmayan tüm taşlar yerine oturdu.
Sen iyi bir Assassinsin Altair, iyi bir üstatsın... Elinden gelenin en iyisini yaptın.