"Bir kitap okumak bazen hayatın kendisine benzer." diye başlayan kitap, "Hayat tek bir hikayeden ibaret değildir!" cümlesi ile son buluyor. İzzet Bey Apartmanı'nda farklı dönemlerde yaşamış insanların hikayelerini okuyoruz. O hikayelere tanık olarak İzzet Bey Apartmanı'nda sanki ben de yaşıyordum. Güzel, sade ve akıcı bir romandı. Aşk, pişmanlık, iyilik, kötülük, sevinç... Her şeyi içinde barındıran gerçek bir kitap. İzzet Bey, Ali, Ömer, Derya, Deniz, Almira, Mustafa... Tamamen hayatın içinden insanlar, okurken onların gerçekten bir yerlerde var olduğunu hayal edebiliyorsunuz ve tarihi olayların da kitapla iç içe olması bunun bir diğer yanı.
Şahsen ben tarihi, bir romanın içinde okumayı çok seviyorum. Mehmet Yılmaz da kitaplarında buna çok güzel bir kurguyla yer veriyor. Balkanlardan, Kırımdan Anadolu'ya göçen insanlar ve savaşlar kitaplarında bunlara örnek verebileceklerim. Yazarın romanlarında sevdiğim bir diğer özellik ise bir şehri çok güzel anlatması. Bu şehirlerin başında Samsun geliyor ve onu İstanbul takip ediyor. Hatta Tuna'nın Türküsü'nde Balkan şehirlerine kadar gidiyoruz. İzzet Bey Apartmanı'nda ise Kırgızistan'a...
"Nihayetinde bir apartman tek başına betondan yapılmış, cansız bir yapı gibi görünse de orada yaşayan insanlar ve o insanların hikayeleri vardır." s.150
Keyifli okumalar.