Kimi filozofların adı çok sık anılır, gelgelelim yapıtları ve etkileri ortada yoktur. Kimisinin de adı sanı bilinmez ama felsefenin ve hayatın her alanında yanı başımızdadır. Çağdaş Fransız felsefesinin gölgede kalan düşünürü Ponty görsel sanatları, nörolojiyi, psikanalizi, Gestalt psikolojiyi, edebiyatı, gösteri sanatlarını, sinemayı, doğa bilimlerini, toplum bilimlerini, hatta futbolu derinden etkileyen çalışmalar yaptı. Kökleri Montaigne, Pascal, Descar-çtes; dalları, meyveleri Sartre, Heidegger, Bergson, Freud ile uzadı. Savaşların, çatışmaların, kavgaların kan gölüne çevirdiği dünyaya seslenişi vardı hep Ponty'nin. Eve geldiğinde kendisine âdeta yapışıp duran ve birlikte oyun oynamak isteyen çocuğuna, oyalanması için parçalara ayırdığı dünya haritasını uzatıp "Bunu düzelt!" diyen Ponty'nin elinden parçaları alan çocuk hemen geri geldi. Şaşkın Ponty sordu: "Nasıl yaptın?" Çocuk: "Paramparça haritanın arkasında insan resmi olduğunu gördüm. İnsanı düzeltince dünya da düzeldi." yanıtı verdi. İnsanın zihni temizlenmeden, düzeltilmeden dünya temizlenebilir, düzeltilebilir mi? Dünyayı bu hâle getiren insan zihni değil mi? Dünyayı düzeltmenin yolunun aydınlanmadan yani insanı düzeltmeden geçtiğini o gün anladı Ponty. İşte bu olayın üzerine dünyaya sesleniş başladı Ponty'de.
Alıntı
Gestalt Duası
Ben kendi işime bakarım, sen de kendi işine bak. Ben bu dünyaya senin beklentilerini yerine getirmek için gelmedim. Sen de benim beklentilerimi yerine getirmek için gelmedin. Sen sensin ve ben benim. Eğer tesadüf eseri olarak birbirimizi bulursak bu çok güzel olur, Ama bulamazsak da yapacak bir şey yok. (Kafa/135)
Alıntı
Reklam
Durum raporu:
Merlau-Ponti okumaya niyet ettim, bu durum 1 tam sayısı olsun; 0 noktasından 1 noktasına gidene kadar; dur bi Husserl'e bakayım, Descartes de okuyayım, Gestalt'siz olmaz bakayım, peki ya görme biçimleri? Izlenimciler? Sanatta ifade biçimleri, sanat tarihi bakayım. Ama nesne ilişkilerini unutmamak lazım psikanalizden uzaklaşmıyım, psikanalizin külliyatına bakayım; zihnimde fazla kaldım biraz stoacılara döneyim de ayaklarım yere bassın; biraz roman okusam ne olur ki? Yok yok ona vakit yok; nörobilimden kopma, peki antropoloji? Bakayım. Baglantısallık/yaşamdaşlık bilimi, güzel, bakayım; aiyy Weimar Klasisizmi kitapliktan bana göz kırpıyor, araya sıkıştırabilir miyim?... Diye diye 0-1 noktası arasındaki mesafe gider artı sonsuza... Tülay'ın 0-1 noktası arasının sonsuza gitmesi > Descartes'ın yanılgısı:)
Mesafe sadece aramızdaki yollardır . Gözüm seni 40 diyar öteden tanır ve 40 diyar öteden de sever..
"Gestalt'a göre... "
"...insanda bütün zıt uçlar vardır ve yaşanmalıdır. Tüm duygular bir boyut üzerinde en olumsuzdan en olumluya dek uzanan bir çizgide yer alır. Biz, bu çizgi üzerinde her bir noktayı yaşayarak ve hissederek, fark ederek ve özümseyerek kendi doğamızı keşfederiz. " Öz Terapi
Alıntı
Dün gece yağan o kar taneleri hâlâ gözümün önünde sanki.Her biri ayrı bir âlem sanki.İçimle dışım birbirine karışıyor ve enfüsü alem dediğimiz o hâl afaki dediğimiz manzaraya dokunuyor.O an anlıyorum ki hakikat bazen yüksek sesle değil fısıltıyla geliyor.Mevlânâ’nın sözü düşüyor aklıma,durup dururken “Dün dünle beraber gitti cancağızım ne kadar söz varsa düne ait şimdi yeni şeyler söylemek lâzım.Ama ben bugün yeni bir şey söylemiyorum aslında.Sadece unuttuğumuz eski bir hakikati hatırlıyorum. Ah o eski günler… İnsanın içinden kendiliğinden”vay be”dediği zamanlar.İnsanın bilgisiyle değil edebiyle tartıldığı demler.Kitabın başına geçerken acele etmeyenlerin,satıra başlamadan önce kalbini yoklayanların zamanı.Yunus Emre geliyor ardından“İlim ilim bilmektir,ilim kendini bilmektir.” İnsan kendini bilmeden yazdığı onca satır neye yarar ki? Şimdi buradayım işte.Bu çağın içindeyim.Ama gönlüm başka bir yerde sanki bir âlimin dizinin dibinde,sessizce oturuyor.Kalemim biraz titriyor inkâr edemem.Belki soğuktan belki içimdeki o tanıdık heyecandan. İçimden de şöyle geçiyor.Keşke biraz yavaşlasak. Kelimeleri yeniden edep ile söylesek.Kar yağarken sadece fotoğraf çekmesek de bir an durup kendimize baksak.Benim kalemim şimdilik burada susuyor. Belki sen de şimdi durur o eski zamanların sessizliğine kulak verirsin.
Edebiyat
Reklam
Reklam