“Şimdi onu nasıl inandırabilirim bütün bu süreyi onunla birlikte yaşadığıma?Onu unutmuş gibi yaşarken onu düşündüğüme?Anlamaz,görünüşe kapılır,anlamaz.”
"Olamayız" dedi adam. Oysa oldurmak için bir çabası olmamıştı. Kendini kaptırmak, belki de kendini tanımak ağır gelmişti. Kadın baktı gözlerine, usulca dile getirdi cümlelerini. Hayatını ve kendi hislerini onun belirlediği sınırlarda yaşamak istemiyordu. Kendi kendine karar vermiş tanımak, bilmek istiyordu. " Faydasız.. dedi adam. Zamanını boşa harcamak istemiyor, vakit geçirmeyi bir zorunluluk olarak algılıyordu. Oysa birine şans vermek onun bildiği bir tecrübe değildi. Hep peşinden koşanlara alışmış, duygusal bağ oluşturamadığı, sadece etiketiyle var olmayı marifet sanıyordu. Belli ki özgüven adı altında egoist biri vardı karşımızda. Değerleri olmayan ama saygısını bozmayan zeki bir adamdı. Olumsuz özelliklerini dile getirmekten çekinmeyen, keyfi keder yaşayan biriydi. Umarım tökezlemez. Umarım sevilmek ona ağır gelmez.
Kabullenmenin en güzel yanı, senin artık üzülmeyecek olduğundur. İyi kötü ne varsa olan oldu demektir. Biri sizi istemiyorsa, onunla yürüdüğünüz yoldan ayrılın ki kendi yolunuzu bulabilin. Kendinizi dinleyin. Bir insanın varlığı size bir şey katmıyorsa, o doğru kişi değildir. Sadece sevmek yetiyor olsaydı, dünya bu kadar kötülerle dolmazdı. Merhamet ile acıma duygusunu karıştıranlarla yolunuz kesişmesin. Değeri kendinize verirseniz her zaman mutluluğu bulabilirsiniz.