Devletleri birbirinden ayıran sınırları düşünelim birlikte. Bu sınırlar devletlerin ve devletler içerisinde yaşayan halkların kendilerinde gördüğü hakları, kendilerine ait olduğuna inandıkları toprakları korumak için konulur değil mi? Sınır koyabilmek için bu şekilde bir inanca sahip olmak gerekir yani. Bu inancın ne kadar adil ya da doğru olduğunu bir kenara bırakalım şimdilik. Aynı şekilde, insanlara sınır koyabilmek için öncelikle kendinizde korunması gereken ve korunmaya değer bir şeyler, haklar olduğuna inanmanız gerekmektedir. Eğer siz ihtiyaçlarınızın karşılanmaya değer olduğunu göremiyorsanız, kendi ihtiyaçlarınızı önemseyemiyorsanız başkalarından bunu beklemek çok zordur.
Arkadaşlar ve dostlar arasında ayrım yapmayı öğrenmek zorundasınız. Türkçede bu ayrımın olması çok işimize yarayabilir. Arkadaş kelimesi "birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimselerden her biri" anlamına gelirken dost kelimesi "yakın arkadaş" anlamına gelmektedir. Arkadaşlıklarımızın ve dostluklarımızın farklı düzeylerde derinlik, sevgi, saygı, şefkat, yakınlık, güven, bakım ve destek içerdiğini unutmamanız gerekiyor. Bu elinizi rahatlatacak bir ayrım olacaktır. Arkadaşlar için yapılacak olan "fedakarlıklarla" dostlar için yapılacak "fedakarlıkların" aynı olması beklenemez.