Halil İbrahim kapan

Halil İbrahim kapan
gaziantep
22 okur puanı
Eylül 2014 tarihinde katıldı
Benzemez insan dostlarıma/ Ağaçlar gölgesini esirgemez/ Güneş köpeğimden daha sadık/ Dizlerime sıçrar ellerimi ısıtır/ Karşılık beklemeden/ Hele kuşlar/ Avcılara bile kin beslemezler.” Oktay Rıfat'ın “Gün Sonu Konuşması” şiiri böyle biter. Mahsusmahal için aklımda harfler, kâğıda, dünyaya, insana her baktığımda, bu dizeler sözden önce halkalandı içimde. Kalbim, özgürlüğü elinden alınmış insanlara her gittiğinde bu dizeler benden önce vardı cezanın duvarlarına. Dokunan neydi bilmiyorum. Yaşama sevinci; doğanın insana bağışladığı büyük bilgi; insanın yarattığı incinme ve yalnızlığa, sevgisini yitirmeden yapılan sitem; bir iyilik duygusu; bize anlamanın ve sevmenin kapılarını aralayan olağanüstü alçakgönüllülük… Evet, insan dostlarımız ağaçlara, kuşlara, güneşe, yağmura, denize benzemiyor. Kendisi gibi düşünmeyene, kendisi gibi olmayana karşı akıl almaz bir önlem duygusuyla korkular geliştiriyor. Korku insanı masum bir yerde bırakmıyor. Eşiklerden başlayarak sokakları, öteki evleri, bütün bir kenti, giderek dünyayı bir yabancıya çeviriyor. Yabancı, içimizde mayalanan korkuyu, aldığı her solukla biraz daha kışkırtıyor! Yetmiyor, içimizden dışımıza doğru halka halka yayılan yalnızlığın zehirli duygusu, yarattığımız bu yabancıyı düşmana dönüştürüyor. Anlamanın ve sevmenin, dünyayı bir bağışa çeviren konakları geçilmiştir artık. Düşmanlığın nerelerden birikip geldiği çoktan unutulmuştur. Herkes yalnızca kendi haklılığına inanmaktadır. Ötekinin hikâyesi yoktur. Korunma güdüsü; hiçbir adalet duygusu, yaşama hakkı, varoluş saygısı tanımadan açık bir şiddete ve yok etmeye varmıştır: Bir parmak sallamadan, seste cisimleşen öfkeye; dayaktan öldürmeye, onlarca acıyla her şey cezaya dönmüştür “öteki”ler için. Korku, hem yedeklediği hem merkezine oturduğu çıkarla, bireysel ve
Reklam

Halil İbrahim kapan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·520 syf.·
2014 553. kitabı
Jack London
8.9/10 · 134,7bin okunma
Hep yaşadığımı hatırlatıyorum kendime Diyorum ki işin acele Bir gün ne el kalacak tutmak için Ne yürümek için bacak Ne bulutların seyri Ne de bir hatıra dünyamızdan Çünkü hatıralar kuşlar gibi Dal ister konacak Bir gün yaslanmak istesen pencereye Diz çökmek istesen nafile İş işten geçmiş olacak