Gerçekten yaşıyor muyuz yoksa sadece yaşadığımızı mı sanıyoruz ?
Baş karakterimiz İvan İlyiçin hastalığı ilerledikçe ruhu da yavaş yavaş soyunuyor, makamlar, ünvanlar, saygın bir karakter maskeleri bir bir düşüyor evliliği ve zamanla kendini istemediği bir hayat içerisinde istemsizce koyduğunu farketmesi ve hayatını zehir ettiğinin farkına varıp elinde kalan tek şeyin sadece korku olduğunu ve korrkunç bir şekilde kabulleniş ile kaçınılmaz sona eriştiğine tanıklık ediyoruz.. hayatını toplumun beklentilerine göre şekillendirip yaşayan bir adamın ölüm gerçeği ile yüzleşmesiyle aniden uyanmasını ve yaşadığımız hayatta gerçekten yaşıyor muyuz yoksa yaşadığımızı mı sanıyoruz sorusunu biz okuyucuya sorduruyor? Muhteşem ötesi kısa ama etkisi oldukça fazla olan güzel bir kitap şiddetle tavsiye ederim..