Bu olağanüstü eser, klasik edebiyatın karanlık arka sokaklarında gezinen gotik bir casus hikâyesi gibi… Ama biz biliyoruz ki, Alan Moore’un ellerinde hiçbir şey sıradan kalmaz. Olağanüstü Beyefendiler Cemiyeti, Viktoryen estetiğini alır, içine anarşi, politika ve kirli niyetleri katar; ortaya ahlak ile kimlik arasında parçalanmış bir anti-kahramanlar galerisi çıkar. Mina Murray'in sessiz liderliğinde kurulan bu ekip; Hyde’ın şiddetiyle, Nemo’nun gölgeleriyle, Quatermain’in tükenmişliğiyle örülür. Ama asıl olağanüstü olan, Moore’un geçmişe değil, bugüne ayna tutan anlatımı. Kevin O’Neill’ın grotesk ve stilize çizimleri ise yalnızca karakterleri değil, Viktorya toplumunun bastırılmış çürümüşlüğünü de sayfalara işlemiş. Her panel, göz kırpan bir referansla dolu; ama bu göndermeleri okumak, roman kadar kültürel hafızaya da bir yolculuğu gerektiriyor.