Bir insan İnce Memed olunca, İnce Memedlik insanın sırtına en büyük yüktür. Bir insan İnce Memed olunca başka hiçbir şey olamaz. Portakal bahçelerinin içinde bir gün, iki gün, bir yıl ancak kalabilir. Bir yıl ancak, o da en çok karısının koynunda kalabilir, bundan sonra bağlasalar hiçbir yerde duramaz."
Eşkıyaları izlemeye çıkmış candarmaya
ne kadar yürekten yardım ediyorsa, izlenen eşkıyalara da o kadar, belki ondan da çok canı gönülden yardım ediyordu. Bir eşkıyanın yakalanması onun için ne kadar bir sevinçse, o kadar da bir üzüntüydü. Ümmet bir tuhaf bir adamdı işte.
Seyran hep gülecekti. O güldüğü zaman dünyalar güzeli olurdu. Bir süre oturduğu yerde aydınlık suya bakarak Seyranı düşündü, onun yüzünü getirdi gözlerinin önüne, gamzeleri insanın içini ılıtan, sevgiyle, aşkla dolduran, incecik bir kıvrıltıyla çukurlaşıyorlardı. Esmer, tatlı yüzünden ılık, insanı aşktan delirten incecik bir kokuyla karışık bir yel esiyordu.Dehşet özlemişti onu. Hemen elini çabuk tutmalı, Kırkgözün Ocağına gidip geri dönmeli. Seyranı oradan almalı, sonra da adı sanı bilinmedik ellere ... Bu adı sanı bilinmedik eller sözünü çok seviyordu. Karacaoğlan da öyle demiyor muydu, adı sanı
bilinmedik ellere gitmeyince gönül yardan ayrılmaz...
Gözleri kötüydü, hem de korku doluydu. Böylesi, her şeyden, en küçük gölgeden, kıpırdayan yapraktan korkan kişilerden korkulur. Bunların insanlara yapamayacakları kötülük yoktur.