es-selam. mutlu çıkmazı sokağı ikibinyirmiüç senesinde elime son geçen ve ikibinyirmidört senesinin okuduğum ilk kitabı oldu. inceleme mahiyetinde olmayan yorumlarım burada dursun istediğim için buraya yazmayı da kendi adıma uygun gördüm. O yüzden devam. doğrusu celal ağabeyi mehmet sabri genç ile yaptığı ufak bir röportaj (diyebiliriz sanırım) sayesinde tanıdım, edebifikir’deki yazıları ve 1k’daki hesabı da peşi sıra geldi. kitabını yayınladığı zaman okumayı çok istemiştim ama internetten kitap almaktan haz etmediğim ve müdavimi olduğum kitapçılarda da kendisinin kitabını bulamayışım hasebiyle kitap bir türlü elime geçmedi. çok sevdiğim bir beyit var, der ki: “nasîbüke yusîbüke velev kâne beyne'l-cebeleyn, ve lâ yusibüke ğayru nasîbike velev kâne beyne’ş-şefeteyn”. senin nasibin iki dağ arasında da olsa sana ulaşır, senin nasibin olmayan şey ise iki dudağının arasında bile olsa sana ulaşmaz.
nasibim olacak ya... kitap yayınlanmasından bir sene sonra, bizzat celal ağabeyin ufak bir not ile imzalayıp bana göndermesiyle aralık ayının sonunda elime geçti. sene sonunda elimdeki kitapları bitirir bitirmez de kitaba başladım. kitabın içerisinde birbirinden güzel yirmi beş kısa öykü var, her birinin içerisinde de ayrı mesajlar.. ama benim içlerinden en sevdiğim “tâbir edilecek güzel bir rüyân bile yok” ile “boşluk ve burukluk” oldu.
bahusus “tâbir edilecek güzel bir rüyân bile yok”.
Allah Rasulü’ne (sav) peygamberlik gelmeden evvel altı ay kadar bir süre sâlih rüyalar görmüş, henüz gerçekleşmemiş şeyler rüyâsında alenen kendisine bildirilmişti. hatta “müminin sâdık rüyası nübüvvetin kırk altıda biridir” buyurmuş, sâlih rüyanın nübüvvetten bir parça olduğunu da dile getirmişti.
ayrıca Rasulûllah’ın (sav) sabah namazını cemaat ile eda ettikten sonra yüzünü ashab-ı kirama