The Lunar Chronicles serisinin ilk kitabı olan Cinder bana bebeklerimden doğum günü hediyesiydi ve çok büyük bir keyifle okumuştum. Seriyi tanımlamak gerekirse, hepimizin çocukluğundan beri bildiği klasik masalların distopik bir şekilde karşımıza çıkarmış yazarımız Marissa.
Cinder, tahmin edeceğiniz üzere Cinderella yani külkedisinden ilham alınarak yazılmış bir roman.
Cinder, androidler ve insanların bir arada yaşadığı Pekinde bir dükkan sahibidir ve Prens Kai ile bu dükkanda tanışırlar. Ah Kai..Üzümlü kekim. Kai oldukça masum bir karakterdi bana göre, hiç kimseye karşı bir kötülük düşünmediği gibi Levana onun bu iyi niyetini kullanmaya çalışıyordu ki bu da beni çok sinirlendiriyordu. Cinder’ın geçmişi çok da aydınlık değil, kendi hakkında bilmediği çok şey var ama kitabın sonlarında kendi hakkındaki o bilmediği gerçekle yüzleşiyor!
Aslında tahmin edilebilir şeyler olsa da gerçekten nefes kesen bir öğrenme süreci olmuştu. Kitabı tek oturuşta bitirdim, gerçekten eğlenerek ve merak ederek okuduğum bir kitap oldu.