Beni sevme artık, sesimi duyma içindeki yankıda. Uzaklaş yavaşça, bir hayalin ardında kaybol. Adımların benden uzaklaşsın, bir rüzgâr gibi geçip gitsin. Bu kalp sana ait değil , kendi yolunda soluk al. Bu kalp sana ait değil, yollarımız kesişmeden önce başka bir hayale yürüdü. Bırak, sevgi de ben de, kendi sessizliğimizde kalalım. Beni sevme, artık adım ruhunda bir yük olmasın. Bu kalp, seni değil, kendi huzurunu arıyor. Adımların benden öyle uzaklaşsın ki, bir daha geri dönmesin. Ve öyle bir git ki, ardına dönme hiç. Benim için tuttuğun duaları, başka bir yüreğe sakla. Saçlarına bahar olacak başka birini bul, Gözlerinde yeniden umut açtıracak başka birini… Bende aradığın huzuru, başka bir kalpte bul. Ben artık senin imtihanın değilim, Sen de benim kaderim değilsin. Yolun açık olsun; Ama o yol, bana çıkmasın. Beni unut demiyorum, Sadece beni geçmişine emanet et. Ve öyle sev ki bir başkasını, Bir daha benim adımı anmaya ihtiyaç duymayasın.
benim mevsimim incitir seni
Rüzgâr Gülü, Yok, olmaz... Seninle aynı yolu yürüyemeyiz. Ben sana eşlik edecek doğru yol arkadaşı değilim. Benimle yürüyenlerin ayaklarına çiçekler değil, dikenler batar. Yolum dümdüz uzanan yollar gibi değildir; virajlıdır, yorgundur, yer yer karanlığa sapar. İnsan bir süre dayanır belki ama sonra yürüdüğü yolun ağırlığı omuzlarına çöker. Ben bunu biliyorum, çünkü ardımda bıraktığım izlere dönüp baktığımda hep aynı sessizliği görüyorum. Benim mevsimime güneş pek uğramaz, Rüzgâr Gülü. Gökyüzüm uzun zamandır bulutlarını toplamayı unuttu. İçimde yıllardır iyileşmeyen duygular taşıyorum. Kangrene dönmüş yaralar gibi duruyorlar orada; ne kesip atabiliyorum ne de onlarla yaşamayı öğrenebiliyorum. Her gün biraz daha içime işliyor, biraz daha zehirliyor beni. İnsan bazen acısına alışıyor sanıyor ama alışmak başka, onunla birlikte çürümek başka şeymiş. Ben bunu çok geç öğrendim. Bu yüzden sen yoluna başka bir mevsimde devam et. Ben senin için karanlığım; sen ise benim gözlerimi kamaştıracak kadar aydınlıksın. Senin içinde filizlenen umutları, benim kuraklığıma emanet etmek istemiyorum. Çünkü umut da bir çiçek gibi; yanlış iklimde açmıyor, açsa bile uzun yaşamıyor. Sen baharı hak eden birisin, bense hâlâ kışın içinde kaybolmuş bir yolcu. "Deneyelim" deme. Çünkü bir zamanlar buna ben de inandım. Birinin sevgisinin mevsimimi değiştirebileceğini sandım. O da güneşe aldanıp gelmişti. Ufukta gördüğü birkaç ışığı bahar sanmıştı. Oysa ışık başka şeydi, sıcaklık başka. İklimim yaşatmadı onu. Elimde kalan tek şey fırtınanın gürültüsü oldu. Şimdi aynı hikâyeyi bir kez daha yazamam. Bir başkasının gözlerinde sönen ışığı izlemek kadar ağır bir şey yokmuş. Bu yüzden git demiyorum sana; sadece durduğum yerin sana göre olmadığını söylüyorum. Çünkü sevgi bazen birini yanında tutmak değil,
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Git üşü demiş insanlar Ah bahar ne varsa sen de var Geldi işte bir sıcak sesi, bir gül izi Dut tadı da sokuldu bir şiire ne güzeldi Bizim için yeter bu kadarı da yeter Çok şiir çıkar çok şiir, çay da içersem şimdi Ali İhsan Konuklu
Her şey rağmen yaşamak
Bazen bir tek sen olursun sade hayatında. Çünkü hayallerinle yalnızsındır ve o hayaller sana aittir. Bazen başkaları eşlik eder hayallerine, bazen sade sen varsındır. Kimi hayallerinin peşinden git der, kimi seni yalnızlaştırır. Oscar Wilde bir şiirinde yalnızlıktan şöyle bahseder: "Oysa herkes öldürür sevdiğini. Kulak verin bu dediklerime. Kimi bir bakışıyla yapar bunu, kimi dalkavukça sözlerle. Korkaklar öpücük ile öldürür Yürekliler kılıç darbeleriyle Kimi gençken öldürür sevdiğini Kimi yaşlı iken Şehvetli ellerle boğar kimi Kimi altından ellerle Merhametli kişi bıçak kullanır Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur Kimi yeterince sevmez Kimi fazla sever Kimi satar Kimi de satın alır Kimi gözyaşı döker öldürürken Kimi kılı kıpırdamadan Çünkü herkes öldürür sevdiğini Ama herkes öldürdü diye ölmez" Fakat an gelir, ummadığın yerden umutlanırsın. Pembe düşler gibi sıcak bir heyecan alır yüreğini, bahar dalları gibi çiçeklenirsin. Pembe çiçekli basma kumaş gibi sarar tüm bedenini, pespembe düşlerin gerçek olduğu an..... SONNUR SEVER
Biriciğim
Hiç kırgın değilim. bu hayatta seni kim incittiyse hepsi için ben özür dilerim. Yüreğinin telaşını biliyorum. İçinde hala sancıyan eski ağrılarının aktığı nehir... Sakın üşümesin gözlerin, kirpiklerine yağmur değdirme. Beni güldürdüğün düşündürdüğün şarkılara, günlere, içimde yarattığın bahçeye minnettarım. Hiç ayrılık içini tutmasın. Olurda özlersen , saçını taradığımı düşün. Birlikte dinlediğimiz şarkımızı mırıldan. Elinin kalbinde attığı gecelere git... Gözlerimin en güzel bildiği bahçesin. Daha önce hiç bahar omuzumda uyumamıştı Sen onun hayallerini kurdurdun bana. Kırlarda, lise yılların sokaklarında dolaştırdın Ne güzel kokuyor dudaklarımda hala adın... Avuç içlerini öp benim için Unutma! Hala kalbimde sıcacıksın. Son gece belki son yazı... Uykunda gözlerinin ucunu öperken saçların omuzuma düşüyorsa “ Dünya iyi bir yerdir” diye mırıldan Kısacıkta olsa evet “ Dünya iyi bir yerdir” Seni sevmek, ne güzel bir deniz... hoşçakal güzellik.
Alıntı
Geçmişim ve geleceğim arasında sıkışıp kalmıştım.
52. BÖLÜM 🌹 İnci🌹 Bugün oda her zamankinden daha aydınlık, sanki içimdeki taze baharın yansımasıyla yıkanmış gibiydi. Sözcükler ağzımdan birer kuş gibi kanatlanıp çıkarken, bu kez hüzne ya da gözyaşına yer yoktu. Anlattıklarım sadece güzel günlerden ibaretti. Bugün istediğim yardım değildi, mutluluğumu paylaşmaktı. Funda Hanım, zarif duruşuyla gözlerini kırpmadan dinliyordu beni. Ben ise anlatırken yorulmak nedir bilmiyor, içimdeki mutluluğu onunla paylaşıyordum. Nihayet son cümleyi kurup susmayı başarmıştım. "İnci, duyduklarıma gerçekten çok sevindim. İkinizin adına çok mutluyum. Bak senin şeffaf oluşun Serkan’ı senden uzaklaştırmadı, aksine sana daha da yaklaştırdı. İlişkinizi daha net hale getirdi... Mutluluğu fazlasıyla hak ediyorsun ve doğru seçim yaptığını biliyorum.” Derince nefes aldı. Gözlerimin içine dikkatlice baktı ve ellerini masasında birleştirerek konuşmasına devam etti. "Şimdi sana bir şey diyeceğim ve senden sadece beni dikkatle dinlemeni istiyorum. Tıpkı senin, buraya gelip hayatının en özel, en kırılgan yerlerini benimle paylaştığın gibi… Ben de sana bir şey anlatmak istiyorum." Merak, ılık bir ürperti gibi sırtımdan aşağı süzüldü. Hafifçe öne doğru eğildim, "Peki," dedim fısıltı gibi bir sesle. "Buraya defalarca geldin. Zorlandığın, gözyaşlarını tutamadığın anlar oldu. Ama yine de incinmişliğinle bura da var oldun, içtenlikle anlattın. Bu, senin cesaretindi. Bunun için sana teşekkür ederim." "Ben de size teşekkür ederim, bu süreçte hep yanımda olduğunuz için." Anlık duraksadı, söyleyeceği kelimeleri kafasında tartıyor gibiydi. Onu hiç bu halde düşünceli, stresli görmemiştim, belli ki diyecekleri önemliydi. "Şimdi sana bir şey soracağım. Diyelim ki buraya yalnız gelmedin. Yanında en yakınını, sevdiğin arkadaşını ya da
1000Kitap