Baharda dallarda açan çiçeklere hayretle bakmanı, güzelliklerini tefekkürle temaşa etmeni, nakışlarına ve renklerine hayran kalmanı, onlara nazikçe dokunup, "Ne güzel yaratılmışlar," demeni istiyor onları yaratan. Baksana, meyveyi sana sunmadan önce ağaçların kuru dallarını çiçeklerle süslüyor, ardından sana oradan meyveler ikram ediyor. Onları yerken senden istediği sadece şükür. Vaktin varken git, temaşa et şu bahar sergisi âlemini. Varsa kalbinin üzerinde karanlık perdeler, bir bir kalkar o vakit. Çünkü görülen bu âlemin ötesi var; kalbin orayla bağlantılı. İçinde olduğumuz her türlü gaflet, o bağlantıyı zayıf düşürür.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Nerde ne zaman bu hava çalınsa
Hoş geldi geçmişteki güzel günler
Nereye gidersen git günlük tasa
Bırak biraz da şad olsun gönüller
Beşiktaş'ta gün görmüş bir bahçede
Nisan akşamlarının en tatlısı
Sevdiceğim on dördünü sürmede
Bende gönüllerin en kanatlısı
Ben delikanlıyım o kız ve dilber
Bahar kokan o yanıp tutuşan ben
Şakadan derken dalmışız beraber
Aşk bahçesine çıkılmaz içinden
Ölüyorum senin için güzelim
Nasıl gülüp sokuluyor sahi mi
Saçlarını okşayan hangi elim
Kollarımda o yarin kendisi mi
Çöl olsa aşar dağ olsa yıkarım
Bizi ayıran kalın duvarları
Bu acı gerçeğe sonradan vardım
Gök çoktan yeşildir,dal çoktan sarı
Bir define var gitsem bulur muyum
Öpüştüğümüz ağaçlar altında
Sevmek devam eden en güzel huyum
İnsan bir kere sever hayatında
Evet, her şey uzaktan güzel. Evet, her şeyi özlemek güzel. Ve galiba, Ayşe, dedikleri kadar var, nereye gidersen git kendini de götürüyorsun yanında, ve beraberinde bütün hıyarlıklarını, bütün rezilliklerini, bütün pişmanlıklarını.
O sıcak yazdan önceki bahar, tiyatroda Yaban Ördeği’ni seyrettim ve sanki hayatımın yalanı elimden alındı. Yalanı taşımak ağırdı ama kaybetmek de çok zordu - onsuz nasıl yaşanır ki? Kimileri kendini yeterli hissetmek için yalana ihtiyaç duyar, ancak bazı insanların hayatının yalanı diğerlerinin başına bela olabilir, yani Gregers Werle'nin insanların aslında hangi çevrede yaşadıklarını görme, dolayısıyla da yaşamlarını değiştirme imkânı elde etmeleri için örtüyü kaldırmak istemesini anlıyorum. Ama insanın hayatını değiştirmesi cesaret ister, bedeller ödenir ve bazılarında ne cesaret ne de bedel ödeme niyeti vardır. Yaban Ördeği'nde de işler iyi gitmez, o yüzden Hedvig'in niyetlendiği şeyi yapmak üzere olduğunu anladığımda karşı çıkmak, bağırmak istedim: O buna değmez, çek git, kendi hayatını yaşa! Ve aynı yaz ben de çekip gittim, ama kurtarıcım Mark'la ve şimdi geri döndüm - peki ben şimdi Hedvig miyim yoksa Gregers Werle mi?
Alper Gencer – Ah!
sen şimdi sabrımın taşını yuvarlarsın
**
kırışır seni beklemekle geçen zaman
belki hiç
gelmezsin!
**
yuvası zindan olan bir mahpus haykırışı:
bir renksiz kanatlı kelebek olmak!
neyin temrinisin ey hayat?
kösnüdüğüm yağmurlar hangi otlara karşı?
**
kıyam et! bağrımdan alıp da yürü
sesimin şeriki olmuş bu çocuk
bir çocuk bezmi elestten beri
yürürlüğe konulmuş temsili bir pak.
**
al işte bedenimden söküp de çıkar
bulamadım nerede saklıdır o dert?
**
güneş gözlerine bandı mı ışığı
vakit aydınlıktır renginle o sıra
ve afyonlu gülüşündür hayalimdeki...
**
tozu dumana katmanın becerisinde:
“yine hangi rüzgârın emrine amadesin?”
**
bu gelincik bu rüzgâra fazla dayanmaz
dertler giderek silahlanıyor