univers de rêves sans fin
Ve gün batımları Giydirir kırları, Kanalları, kenti gitgide Altınla, yakutla; Uyur şimdi dünya Sıcak bir aydınlık içinde.Orada her şey süs ve güzellik Erinç, haz ve dirlik düzenlik.
Beni hep bu havalar mahvetti
"İçimde gitgide derinleşen bir sessizlik var. Hiçbir şey ifade edemedikleri için yorgunluk veren sözcükler sessizliğime çarpıyor" Şu Bizim Kırılganlığımız Eugenio Borgna youtu.be/YxWLSQ1Z0-Y
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Çok geceler buralarda kendimden kaçmak istedim. Büyüyen, gitgide büyüyen ayak sesleri duydum, düşüncelerime basarak yürüyorlardı..
Günaydınn yataktan çıkamayanlara
Her sabah biraz daha isteksiz başlıyordum hayata; gitgide bende bıraktığı çekiciliği azalıyor, adeta yaşama hevesim kaçıyordu.
Duygu ve Düşünce
Güzel olan Her günü seninle tekrar tekrar yaşamak Erimek yarını olmayan zamanlarda Durdurmak bir yerde bütün saatleri Bütün kuralları kırıp parçalamak Sonra varmak o yerlere Mevsimlere dur demek Kar yağarken çiçek açtırmak ağaçlara Güneşi bir akşam saatinde tutup bırakmamak Sonra doldurmak ay ışığını kadehlere Delicesine içmek Ve unutabilmek her şeyi ansızın Sevmek seni en yücesiyle sevgilerin Birlikte geçmiş, gelecek bütün çağları aşmak Güzel olan Sevmek seni Tanrılar gibi Seninle Tanrılaşmak... Bir gün bu akan sele dur diyeceğim, göreceksin Ne bu şehir kalacak Ne bu duygusuz sürü Bu korkunç kalabalık Her vapur seni getirecek bana Bütün istasyonlarda seni bekleyeceğim Kapılar sana açılacak Senin için söylenecek şarkılar Şiirler senin için yazılacak Her evde bir resmin Her meydanda bir heykelin olacak Ve sen kimi gün bir rüzgar gibi
Kitap defter ve Ayla
Ayla gece gözleri bulaniklasana kadar sofienin dünyası romanını okudu. Gözleri gitgide kötülesiyordu. Peki kötüleşen başka ne vardı? Ayla hakikatlerin peşini uzun bir süre bırakma kararı almıştı. Hatta kendi kendini hak ilhak edendir seni bulup yakalayiverendir, şeklinde bir sözle avutmaya inançlı olmaya çalışıyordu. Tüm bilinçaltini kustuğu sansürsüz yazmaya çalıştığı bir defteri vardı. Fakat kağıtlara bile kusmaya cekindiği kötü şeyler yaşamış olma ihtimali onu derinden sarsıyor. Kimi zaman hezeyana kapılmasına sebep oluyordu. Kimdi o ? Sahi gerçek diye bir şey var mıydı? Yoksa hayat yalanlarla bezeli bir pinokyo muydu? Kimsenin onu anlamadığı hissinin evrensel bir yönünün olduğunu biliyordu fakat ona has bazı tuhaflıklar hayatında vuku bulmasından öte Ayla en anlaşılmayan ve anlaşılamayacak insanlardan biri olduğuna kanaat getirdi. Ayla günden güne soluyor içten içe çürüyor fakat psikolog ve psikiyatristi de dahil kimse onun duygusal ihtiyaçlarını anlamaya gayret sarfetmiyordu. Çünkü bazı psikologlar ve psikiyatristler mesleki deformasyon olarak görülebilecek bir duyarsizlaşma sergiliyordu. Empati yorgunu sağlık calisanlarindan da empati yoksunu halktan kesimden de umudunu kesmeye başlamış tüm umudunu her zamanki gibi kendine içindeki babasından kalma yadigar olumlu duygulara bağlamıştı.