GİTME GÜL YANAKLARIN SOLAR
.
Bir asırlık dilimin, iki güne sığdığı seyahatle başlamıştı her şey. Hiç bilmediği mazisini, köklerini, soy ağacını, tüm geçmişini ayaklarının önüne sermişti. Oysaki hayalleri taze deniz mahsulleri yeyip plajda uzanıp dinlenmekti Midilli'de. Dimitri ile tanışıp mübadele sergisine davet edilmeseydi, o sese kulak vermeseydi, Ege'nin öteki kıyısındaki geçmişini bilemeyecekti.
Göçün, kaybın, mübadelenin dört kuşağa yayılan bir aile üzerinden bize aktarımı bu hikaye. Özleyen, unutan, hatırlayan, gülümseyen, kan ağlayan, Ege'nin ne o tarafına ne de bu tarafına ait olabilen, oradan kovulan burada yabancılaşan Nafia Hanım ile başlayan, Mediha Hanım ve annesinden yadigar bakır kap ile içindeki günlük sayfalarıyla devam eden, Leman ile yaşanmışlıklara uzanan bir hikaye...
Göğsünde bebesi, aklında karpuz lambaları olan Nafia Hanım ve Ahmet Efendi günler sonra varmışlardı Edremit'e. Mediha' da seneler sonra kardeşinin peşinden dönecekti halasının yanına. Birde gönlünün düştüğü komşu Emin'e. Tayin ile doğuya gecişler olsa da, her yerde yaşanılan acı aynıydı, görecekti Mediha...
İşte bu #mübadele ruhunu, tarih dersi gibi değil de yaşanmışlıklarla aktarmak istemişti geç de olsa ona ulaşan mektup ile. Mübadele insanlarının romanını yazmak, anneannesinin öyküsünü yazmak istedi. Selanik'ten, Midilli'den göç edişlerini, Edremit'te yeni bir hayat kurma çabalarını, oradan doğu hizmeti için Palu ilçesine gidişlerini, batısıyla doğusuyla memleketimin karış karış topraklarındaki hikayeleri yazmak istiyordu. Yani doğuya da gitsen batıya da dönsen değişmeyen acıları, benzer hikayeleri. Ve yazdı....
#gitmegülyanaklarınsolar , Nafia Hanım'ın ruhunu Eleni'ye ulaştırdığı satırlarda, bana anneannemin evinin önünden geçen dereyi ve seneler sonra oralara gidip evini ve