Gürültülü Suskunluk: Hayatın İçinden Bir İnsan Gözlemi
İnsanın kendini anlatamamasının iki sebebi vardır bazen. Birincisi, anlatmak istememesidir. İkincisi ise anlatacak kadar kendini tanımamasıdır. Dışarıdan bakınca ikisi birbirine çok benzer görünür;
Duygu ve Düşünce
"İnsan bazen ne bu deveyi güdebilir ne de bu diyardan gidebilir..."
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Tekrardan çocuk olmak isterim.
Tekrardan çocuk olmak isterim Ayakkabılarım hiç kirlenmemiş. Yanaklarım sadece güneşten kızarmış, kimse vurmamış. Kendi yemeğimi bulamamışken bir bebeğe bakmamış. Tekrardan çocuk olmak isterim Islak kâğıttan gemilerim çöpte kurumamış, Küçük kollarımla annemi yerden almaya çalışmamış. Onun yaşlarını silip kendi yaşlarımı boğazıma akıtmamış. Tekrardan çocuk olmak isterim. Yaz akşamlarında çilekli kısa kollumla pişmanlıktan ağlamamış. Bahar gelirken badem çiçeklerini saçlarıma takmış. Bir sabah uyanıp kırmızı bir çift ayakkabıya gönül bağlamış. O ayakkabılara güzel isimler takmış. Tekrardan çocuk olmak isterim. Gecenin yarısında pencere kenarında uyuyakalmamış. Sabah erkenden uyanıp kahvaltıya geç kalmamış. Yola koşarak çıkıp "ben seni çok özlemiştim" diyip sesimi kısana kadar ağlamamış. Tekrardan çocuk olmak isterim. Çiçek dolu bahçede gönlümce uzanıp, Patlak topumla bisikletimi alıp, Bu alemden uzaklara gitmek isterim. -Mari
Hayır sevgilim, ben hiç pişman olmadım seni tanıdığım için. Evet erken bir veda oldu bizim için farkındayım, belki de çok daha önceden yapmalıydık bunu ya da sen beni hiç kabul etmemeliydin. Pişmanlığın yok seninde gözlerine bakınca görebiliyorum bunu. Her şeyin bir sonu olduğunun farkındayız yine de, ne kadar güzel ve iyi olabilsekte her şeyi ardımızda bırakıyoruz. Umudumuz yok bir gün daha yan yana olmak için, yeniden bir şeylere başlamaya da gücümüz yok. Yarın yeni bir güne başlayıp hiç tanışmamış gibi olacağız. Aynı şehrin bir sokağında, bir kaldırımın da bile denk gelmeyeceğiz seninle. Denk gelsek bile yalnızca birbirimizin yanından geçip gideceğiz. Dönüpte ardımıza bile bakmadan, sadece geçip gideceğiz. Ama pişman olmuş gibi değil ya da birbirinden nefret eden, tiksinen insanlar gibi değil. Birbirinden gitmek zorunda kalan iki insan gibi ..
mavi kırlangıç
mavi kırlangıç
Edebiyat
Yüzümüzde belirgince dolaşan gece rüzgarı Tek başına öylesine parlayan yıldız... arzulanan sessizliğin kan götürmez gövdesi... müziğin avuntuya döşek açan ritmi... ölemiyoruz abdurrahman.. senin Allahına mahcup oluyoruz her fırsatta... yaradandan saklamaya çalıştığımız yaralarımız eyyüp sabrı nedir bilmiyor... İnsan nankör. İnsan ilk fırsatta çirkinleşmeye tav... Nefsimiz de pas veriyor şu yanaklarımızı yalayan gece rüzgarına... gece, kimine bihod karanlıkları, kimine yar aydınlığı sarılmanın sandığında... Yazmayı doktor edindiğimizden beri hatrı sayılır bir şeyiz kendi insafımızda...neden sevmiyorlar insanlar, insanları bir şeylemeyi... niye acziyet daha süslü geliyor öfkeyle hediye edilen kelamlarda... Gitmek güneşe çıkarılmayan küf kokusu. Karışmak hırçınına bir sektenin... Kalbimizden geçiyor ne varsa.. her ne geçiyorsa kalbimizde izleri. Ölemiyoruz.. Allaha mahçup kalıyoruz etimizden kemigimizden ve çok sevgili nefsimizden....
bazen gitmek gerek, geri gelmek için...