D

D
@derkenari
his defteri

D

, bir kitap okudu
Puan vermedi·312 syf.·
3 günde okudu
·
2026 1. kitabı
Irvin D. Yalom
8.2/10 · 9,4bin okunma
Rüya Terapisi | Cemal Yönün Tezahürü
Fotoğraf Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri kitabından alıntıdır. Rüyadaki kişi, 64 yaşında, içgörüsü sınırlı ve uzun yıllar boyunca kendi iç dünyasına yabancı kalmış bir adamdır. Terapi sürecinin başlarında gördüğü bu rüyada ilk kez bir kadın figürüyle karşılaşır. Kadın ona, "Ben senin uzun zamandır unuttuğun kızınım." der. Bu ifade, psikolojik ve tasavvufi açıdan oldukça dikkat çekicidir. Psikolojik düzlemde "unutulmuş kız", kişinin yıllardır temas etmediği duygusal yönlerini; duyarlılığı, hilm sahibi olmayı, sezgiselliği, ilişkiselliği ve şefkati temsil ediyor olabilir. Tasavvufî terminolojiyle ifade edecek olursak bunlar, daha çok cemal sıfatlarının tezahür ettiği alanlardır. Mustafa Merter'in Nefs Psikolojisi yaklaşımı açısından bakıldığında ise nefsin katılaşmış yapısı çözülmeye başladıkça insanın daha latif ve ince tarafları görünür hâle gelir. İlk karşılaşmada bu yönler kişiye yabancı gelir; hatta kişi onların kendisine ait olduğunu fark etmekte zorlanır. İnsan bazen kendi ruhunda bulunan yönleri tanımaz; onlar yok olmazlar fakat bilinç alanının dışına itilerek adeta sürgüne gönderilirler. Bu nedenle rüyadaki semboller, "Bu taraf bana aitmiş ama ben onu hiç yaşamamışım." şeklinde okunabilir. Rüyadaki kadın figürünün orta yaşlı ve kahverengi tonlarda giyinmiş olması da dikkat çekicidir. Kahverengi, rüya sembolizminde çoğu zaman toprağı, köklenmeyi ve gerçekliği çağrıştırır. Bu nedenle söz konusu figür, geçici bir fanteziden çok, kişinin ihmal edilmiş fakat sahici bir ruhsal parçası olarak değerlendirilebilir. Bu rüya yalnızca Jung'un anima arketipiyle açıklanabilecek bir durum değildir; aynı zamanda kişinin kendi içindeki cemal yönüyle ve yıllardır bastırdığı rahmet boyutuyla karşılaşmasının da sembolik bir anlatımıdır. Celal ağırlıklı kişilik yapılanmaları kontrol etmeye, analiz
İnsan ve Duygular
İmge → Düşünce → Kelime
Zihin, imgelerle düşünür. Ancak bir başkasıyla iletişim kurabilmek için bu imgeleri önce düşüncelere, ardından da kelimelere dönüştürmek zorundadır. İmgeden düşünceye, düşünceden dile uzanan bu yolculuk, kaçınılmaz kayıplar ve küçük ihanetlerle doludur. Çünkü her dönüşümde bir şeyler eksilir. İmgenin zengin ve katmanlı dokusu, yumuşak geçişleri, olağanüstü esnekliği ve şekil alabilme kudreti, ona özgü nostaljik ve duygusal renkler; kısacası imgeyi imge yapan ne varsa, onu dilin dar kalıplarına sığdırmaya çalıştığımız anda yavaş yavaş silinip gider. Böylece insanın içinde canlı ve bütün hâlde duran şey, kelimelere döküldüğünde bir ölçüde yoksullaşır.
Psikoloji
| 25.05.26 🍂 Ayrılıktan zor belleme ölümü Görmeyince sezilmiyor Mihriban Lambada titreyen alev üşüyor Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban Her nesnenin bir bitimi var ama Aşka hudut çizilmiyor Mihriban!
İnsan ve Duygular
Baba Dostu ve Şeytan İronisi
Necip Fazıl'ın Siyah Pelerinli Adam eserinde şeytanın kendisini "baba dostu" olarak tanıtması oldukça dikkat çekici bir semboldür. Tasavvuf geleneğinde "baba" figürü çoğu zaman rehberi, mürşidi, yol göstericiyi ve güven duyulan kişiyi temsil eder. Bu nedenle "baba dostu" ifadesinin şeytanın ağzından çıkması, insanın güven duyduğu rehber ile kendi iç karanlığı arasında yaşayabileceği yanılgıya işaret eder. Şeytan, mahiyeti gereği insanı aldatmaya çalışır; ancak bunu çoğu zaman açık bir düşmanlıkla değil, güven veren bir maske altında gerçekleştirir. Eserde de şeytanın kendisini bir "baba dostu" olarak sunması, hakikatin sahte bir rehberlik görüntüsüyle örtülmesini simgeler. Bu durum okuyucuyu güven, yanılsama ve hakikati ayırt etme meselesi üzerine düşünmeye davet eder. Tasavvufî perspektiften bakıldığında şeytan yalnızca insanı saptıran bir unsur değildir; aynı zamanda insanın iç dünyasını tanımasına vesile olan bir imtihan figürüdür. Onun kurduğu yanılsamalar, kişiyi dost ile düşman, hakikat ile aldanış, nur ile karanlık arasında seçim yapmaya zorlar. Böylece insan kendi nefsini tanıma ve farkındalık geliştirme fırsatı bulur. Bu anlamda şeytanın yanılsamaları, doğrudan aydınlanmanın kaynağı olmasa da, insanın hakikate yönelmesinde bir yüzleşme alanı oluşturur. Kişi çoğu zaman doğru yönü, ancak yanlış yollara düşme ihtimaliyle karşılaştığında daha derinden kavrar. Aldanışın fark edilmesi, hakikatin değerini görünür kılar. Bu noktada Carl Jung'un gölge arketipiyle bir paralellik kurmak mümkündür. Jung'a göre gölge, insanın bastırdığı, görmek istemediği veya bilinçdışına ittiği yönlerini ifade eder. Şeytanın sunduğu yanılsamalar da insanı kendi gölge taraflarıyla karşı karşıya bırakabilir. Böylece kişi yalnızca dışarıdaki kötülüğü değil, kendi içindeki eğilimleri de fark etmeye başlar. Sonuç olarak farkındalık, yalnızca karanlığı görmekten değil, karanlığın hakikat kılığına girdiği anları ayırt edebilmekten doğar. Siyah Pelerinli Adam'daki "baba dostu" ironisi de tam olarak bu noktaya işaret eder: İnsan bazen en büyük yanılgılarını, en çok güvendiği seslerin peşinden giderken yaşayabilir.
İnsan ve Duygular