Mutlak Yokluk
— O zaman bırak Fredo… Arama artık haklıyı, güzeli, doğruyu. Çünkü her yol bir yere çıktığında, birilerini geride bırakmak gerek. Belki de sonsuz olan tek şey: gitmeyi öğrenmektir. Kalmak, bir sahiplenme biçimidir; ama gitmek… Gitmek yok olmanın terbiyesidir.
Sokağın İnsanları
Sahibi olmadığımız yazlığın balkonu meskenimdir benim. Hali hazırda aile bireyleri içerisinde tek sigara kullanan ben olduğum için. Bir nevi de müdavimiyim aslında 4 metreye 1metre olan balkonun. Mesai sabahın ilk ışıkları ile başlar kah günün gece olmasına yakın kah gecenin sabah olmasına yakın biter. Güneşin ışıkları ile sol altta bulunan yufkacı komşumuz mesaisine çoktan başlamıştır. Hamurlar makinede karıştırılıp sular ilave ediliyordur. Yaz aylarında meslek öğrenmesi için yanlarına verilen çırak dükkanın içerisinden başlamıştır süpürge yapmaya. Ne zaman ki dükkan kapısının önüne gelecek sıra mahallenin arsız köpeklerine merhaba deyip taslarına sularını koyacaktır. Sağ uzak köşede ki pilavı abla henüz dükkanı açmamıştır. Ne de olsa günün bu saatinde pilav yemek isteyen kişilerin kuyruk olmayacağını biliyordur. Tam sağ çaprazımızda bir esnaf abi var ki, mahallenin en işlek esnafı olabilir. Sabahın erken saatlerinde açtığı dükkanı müşteri akınına uğruyor desek yanılmayız. Hatta bazı zamanlarda, müşterileri karşısında kapalı bir kapı gördüğü için telefonlarına sarılıp hemen arıyor. Bu abimizin yaptığı iş ikinci el dükkanı. Buzdolabından çamaşır makinesine, koltuktan mutfak masasına kadar her şeyi bulabiliyorsunuz. Böyle olunca da, yaz sezonunu geçirmek için gelen emekli amcalarımız ve teyzelerimiz kah kendi evlerine kah sezon boyu kiraladıkları evlerine eksik parçalarını bu esnaf abimizden gideriyor. Saatler günün ilerleyen zamanlarına geldikçe sokağımızda ellerinde şişme deniz simitleri ve şişme deniz yatakları olan çocuklu aileler görünür. Bir yandan bunaltıcı sıcağı gidermek için denize girme düşüncesi mutluluklarını arttırsa da ellerinde taşıdığı yükler isyan noktasına getirebilir kendilerini. Ardından hanımı ile birlikte sahile giden amcamız gelir. Hanımının
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Nefes diye içine aldığın cam kırıklarının acısını hafifletmek için bazen gitmek gerek. Terketmek gerek...
Nefes aldığım yer, şimdi boğulduğum yer oldu. Güvende hissettiğim, sığındığım o liman… artık beni yaralıyor. Aynı anda hem iyi gelip hem de canımı yakabiliyor. Bir yanım gitmek isterken bir yanım kal diyor. İçimde bir düğüm gibi; çözülmüyor, çözemedikçe de canımı yakıyor. En kötüsü de bu: insan artık nefes alamadığını bile bile, alıştığı sessizliğe gömülüyor. Yorulsa da, eksilse de, beklemeye devam ediyor. Belki de içten içe biliyor; bazı yerlerden gitmek değil, kopmak gerek…
İstemem! Eksik Olsun!
Ne yapmak gerek peki? Sağlam bir arka mı bulmalıyım? Onu mu bellemeliyim? Bir ağaç gövdesine dolanan sarmaşık gibi Önünde eğilerek efendimiz sanmak mı? Bilek gücü yerine dolanla tırmanmak mı? İstemem! Herkesin yaptığı şeyleri mi yapmalıyım Le Bret? Sonradan görmelere övgüler mi yazmalıyım? Bir bakanın yüzünü güldürmek için biraz şaklabanlık edip, Taklalar mı atmalıyım? İstemem! Eksik olsun! Her sabah kahvaltıda kurbağa mı yemeli? Sabah akşam dolaşıp pabuç mu eskitmeli? Onun bunun önünde hep boyun mu eğmeli? İstemem! Eksik olsun böyle bir şöhret! Eksik olsun! Ciğeri beş para etmezlere mi “yetenekli” demeli? Eleştiriden mi çekinmeli? “Adım Mercuré dergisinde geçse” diye mi sayıklamalı? İstemem! İstemem! Eksik olsun! Korkmak, tükenmek, bitmek… Şiir yazacak yerde eşe dosta gitmek. Dilekçeler yazarak içini ortaya dökmek?
Tiyatro
Gitmek gerek bazen, kimseye yük olmadan. Hayal kırıklığı denenen illeti sulandırmadan. Kalmanın anlamı kaybolmadan..
Alıntı