Tam da dediğin gibi. Evvela kendi gözünle kendine bakmayı öğreneceksin. Alemin bin gözü var. Nereden Bileceksin kim seni nasıl görür. Sen iç gözünü terbiye etmeye bak. İnsan mahlukatı azamdır Ama kendine bakmayı bildiği müddetçe öyledir. Sen kimsin? Nesin? Necisin? Neredesin? Nereye gitmektesin? kendi tarifini bileceksin.
Şu dünya dilsizin Bülbül, Bülbül'ün ahraz olabildiği dünyadır. De bakim sen şimdi, misal eşe'ye baktığında ne görürsün ? Ben senin yerine cevap vereyim. haltom Sen ananı hatırlayamamanın ezasını çekerken eşe, gözleri önünde anasının öldürülmesine şahit olmuştur. Sahipsiz bir dünya bu haltom. Bazen insan bir ömre bin Ömür sığdırır ve her birini de Azap Yaşar. Sen şimdi eşe'ye bakıp Hatun diyorsun Doğrudur. Peki nasıl olmuştur bu?.....
.
.
Satırlar arasında hatıralarımıza rastladığımız kitaplar ayrı bir tat bırakır damağımızda.
Benim için de bu kitap tekrar tekrar karşılaştığım sıcak samimi bir o kadar yine yeniden insanlıkla yüzleştiren Sarsıcı bir kitap oldu.
Bizleri tam o dinginliğe Taşıyan yormayan betimlemeleri ile uzun ancak akıcı bir anlatımla keyifle okunuyor .
Okurken bazen için burkuldu bazen de yalnızlığı derinden beni etkiledi anladım ki çocukluk herkes için sıcak ve güvenli bir yer olmayabiliyormuş.