Düşün, uzun uzun dünyayı, anlayamazsın!
Gecen karardığında, sabahı yaşayabilecek misin?
Gecelerin, gündüzlerin geçmesiyle ömürler sonsuz olmaz. Düşüncesi sabahtan başka şeye takılmayan kurtuluş bulmaz. Ömrün içinde bulunduğun vakittir. Ömrün haddi, nefesler kesilinceye kadardır. Çünkü nefesler insan ömrünün kısımlarıdır. Sen ancak sayılı birkaç günden ibaretsin. Ömründen geçen her gün, senden bir şeyler alır götürür. Dünyaya ana rahminden misafir gelmiş ve mezar çukuruna gitmektesin. Nefeslerin, yolun adımları, ülkeleri, şehirleri, yolları ve ayları olmuş, konup göçerek vatanına gitmektesin.
Şöyle denildi: "Dünya üç nefestir ki sen yalnızca birine sahipsin. Emelik uzatma! Eğer irfan yoluna girmişsen her nefes Hak’la ol! Böyle, her nefes Hakk’ı anıp onu düşünmek, dünya işlerini unutup murakabeye dalmak ve gönlün derinliklerinde rabbanî dostluk huzuruna kavuşmak hepimiz için gerekli bir iştir. Çünkü, o, tek; daima diri ve lütuflar dağıtan Mevlâ varlığıyla, sonsuza kadar bütün kalpleri gözetmekte ve onlarla birliktedir. Mevlâ’yı tefekkür kalbin gıdası, ruhun hayatı ve vücudun şifasıdır."
Sultan Abdülhamit ' in cenazesi Topkapı Sarayı' na nakledildi. Yıkanıp kefenlendikten sonra, ertesi gün muazzam bir merasimle Sultan Mahmud Türbesine götürüldü. Ayasofya' dan türbeye kadar iki sıra asker dizilmişti. Caddeler, caddeye çıkan sokaklar, damlar, pencereler, balkonlar ağzına kadar insan doluydu. Herkes derin bir üzüntü içinde hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Kıymetini çok sonra anlayan bazı ittihadcılar bile gözyaşlarını siliyor "Padişahım, bizi bırakıp nereye gitmektesin!" diye bağırıyorlardı.
Getirip musallaya uzattılar. İmam ağlaşan cemaate sordu :
"Mevtâyı (Ölüyü) hal- i hayatında (hayatta iken) nasıl bilirdiniz?"
Can - ı gönülden ve hep bir ağızdan seslendiler:
"Çok iyi bilirdik !"
Yine sordu:
"Ondan razı mısınız?"
"Razıyız!"
"Allah da ondan razı olsun."
"Dünya hayatı, ancak bir oyundan ve oyalanmadan ibarettir..." (47/36)
Bu Ayet-i Kerime, dünyanın ne olduğunu anlatırken; sen hâlâ ona dalıp gitmektesin... Ve ona sıkı sıkıya sarılmaktasın... Kendine göre mazursun; çünkü gafilsin...
Niçin böylesin?... Allah seni burası için mi yarattı?... Yoksa öbür âlem için mi yaratıldın?...
Şunu kat'i bil ki, sen öbür âlemin malısın... Bu âlem fanidir. Uyanık zatlar nazarında hiçtir...
Buranın sıkıntısı ve meşakkati çoktur. Böyle sıkıntılı ve meşakkatli âlemi neylersin?... Öteleri iste... Yüceleri arzula...