Tûl-i emel, nefsin uzun yaşama hırsı ve bitip tükenmeyen istekleri demektir. Bu, gurur ve tembelliğin kaynağı olup güzel ameli terk ettirir, ölüm ve eceli unutturur. Hâbîb-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz, tûl-i emelden sakındırmak için ümmetini şöyle ikaz buyurmuşlardır:
“Emellerinizi, isteklerinizi kısa (az) tutunuz, ecelinizi hazır biliniz.”
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), (yere) bir çizgi çizdi ve ‘Bu, insandır.’ buyurdu. Sonra onun yanına bir çizgi daha çizerek ‘Bu da ecelidir.’ buyurdu. Ondan daha uzağa başka bir çizgi çizdi ve şöyle buyurdu: ‘Bu da emelidir. İşte insan bu hâlde iken (yani emeline kavuşamadan), ona daha yakın olan (eceli ansızın) geliverir.”
Âlimler, tûl-i emelden sakındırmak için şöyle nasihatlerde bulunmuşlardır:
Dünya üç gündür: Biri geçmiş, yani dünkü gündür ki ondan, elinde bir şey kalmamıştır.
Biri gelecek, yani yarınki gündür ki ona kavuşup kavuşmayacağın belli değildir.
Diğeri ise bugündür ki henüz içindesin. O, henüz geçmemiştir. O hâlde ömrün ancak içinde bulunduğun gündür. Onun kıymetini bil ki kıymeti tarif edilemeyecek kadar çoktur.
Gece ve gündüzün birbiri ardınca, sâlih amel işlemeden geçip gitmesiyle âhiret kazanılmaz. Sabaha yaparım düşüncesine sahip olan kurtuluşa eremez. Nefesler, insan ömrünün cüzleridir. Ömrün, nefeslerinin adedi kadardır. Zira her nefeste ömründen bir kısmı eksilir. Dünyaya ana karnından müsafir gelmiş ve mezara gitmektesin.
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Ölüm meleği (Azrâîl aleyhisselâm), Nûh aleyhisselâm’a, ‘Ey Peygamberlerin en uzun ömürlüsü! Dünyayı ve dünyanın lezzetini nasıl buldun?’ dedi.
Nûh aleyhisselâm: ‘İki kapısı olan bir eve giren, ortasında birazcık ayakta durup sonra diğer kapısından çıkan kimse gibidir’ diye cevap verdi.”
5 Nisan 2025 Cmt
Fazilet Takvimi