Uzandığımız zeminden görebildiğim tek yer beyaz bir tavan şimdi
Ve ben, ölmek için doğmadım, doğmak için öldüm.
Hepiniz gibi…
.
.
Wattpad - BiCeruVar
Çizgi Studio - BiCeruVar
Kitappad - BiCeruVar
Bir aile, üç erkek kardeş...
Zamanın yendiği, icine hapsettiği sırlar... Mesele sırlar değil de kalabalık içinde tek başına olmak. Her hafta bir kardeşte topluca yenilen aile yemekleri... Oysa herkese, "Oh ne güzel aile bağları." dedirtecek bir görsel ama sahiden ne güzel mi? "İşler nasıl gidiyor?" demek yeterli mi mesela o güzel aile bağlarına... Her bir karakterin dili var sayfaların içinde. Ölü de konuşuyor, diri de. Bir süre sonra haklı haksız bitiyor, çünkü herkes kendine gore haklı oluyor. Dert herkeste varda herkes kendine ait olanı daha büyük görüyor. Fakat benim için Nurten'in yeri başka bu kitapta. Aklamaya çalıştığı, kalbinde bilse de yuttuğu, "Çok bilmekte iyi degil, söyleme bilmeyeyim." diyerek kalbini karartmayı değil, kendini iyi etmeyi bildiğinden...
Zenginin zengin diye derdi olmaz. Fakirin fakir diye. Gencin genç diye. Yaşlının yaşlı diye. Kime hak lan bu dert dediğiniz şey? Niye sormuyor kimse birbirine derdini? Niye dinlemiyor?
Tam soracaktım "Ethem sen çiçek sever miydin böyle?" diye. Tam bunu soracaktım, döndü dedi ki "Bundan da alalım mı Nurten, sen seversin." Bir hoşuma gitti Ethem'in böyle demesi. Benim ne sevdiğimi bilmesi. Benim için çiçek seçmesi.
Yapayalnış örülmüş bir hırka giymişim yıllardır, onunla ısınmaya çalışmışım gibi hissediyorum kendimi. Babam anlattıklarıyla o hırkanın bütün ilmeklerini söktü. Eline yumağı dolayıp yavaş yavaş söktü üstümdeki hırkayı, çırılçıplak kaldım.
Neşe bulaşıcıdır falan diyorlar. Yalan. Neşe kolonya gibi bir şey. Dökünüyorsun, o an ferahlıyorsun. Sonra uçup gidiyor burnumdan, elinden, üzerinden. Kasvet öyle değil ama, zamk gibi bulaşıyor ve dokunan herkese yapışıyor.