Vuslat

Sizlere müjde! Mevt, i'dâm değil, hiçlik değil, fenâ değil, inkırãz değil, sönmek değil, firâk-ı ebedî değil, adem değil, tesâdüf değil, fâilsiz bir in'idâm değil. Belki bir Fâil-i Hakîm-i Rahîm tarafından bir terhîstir, bir tebdîl-i mekândır. Saâdet-i Ebediye tarafına, vatan-ı aslîlerine bir sevkiyâttır. Yüzde doksan dokuz ahbâbın mecmaı olan âlem-i berzaha, bir visâl kapısıdır.
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Dehşet aldığın zaman, İbrahim Hakkı gibi "Mevla görelim neyler. Neylerse güzel eyler!" de. Pencerelerden seyret. İçlerine girme.
Sayfa 16·Kitabı okuyor
Ma'nen sevdiğin ve alâkadâr olduğun ve perişaniyetinden müteessir olduğun ve ıslâh edemediğin şu kâinât, bir Kadîr-i Rahîm'in mülküdür. Mülkü sâhibine teslim et. Ona bırak. Cefasını değil, safâsını çek. O, hem Hakîm'dir hem Rahîm'dir. Mülkünde istediği gibi tasarruf eder, çevirir.
Sayfa 15·Kitabı okuyor
Ey insan! Sen kendini, kendine mâlik sayma. Çünki sen,kendini idare edemezsin. O yük ağırdır. Kendi başına muhâfaza edemezsin. Belâlardan sakınıp levâzımâtını yerine getiremezsin. Öyle ise beyhûde ızdırâba düşüp azab çekme. Mülk başkasınındır. O Mâlik, hem Kadîr'dir hem Rahîm'dir. Kudretine istinâd et. Rahmetini ithâm etme. Kederi bırak, keyfini çek. Zahmeti at, safâyı bul.
Sayfa 15·Kitabı okuyor
İmânı elde eden rûh-u beşer; mâni'siz, müdâhalesiz, hâilsiz, mümânaâtsız, her hâlinde, her arzusunda, her anda, her yerde o ezel ve ebedî ve hazâin-i rahmet mâliki ve defâin-i saâdet sahibi olan Cemîl-i Zülcelâl ve Kadîr-i Zülkemâl'in huzuruna girip, hâcatını arzedebilir. Ve rahmetini bulup kudretine istinâd ederek kemâl-i ferah ve sürûru kazanabilir.
Sayfa 15·Kitabı okuyor