“Buna karşın herkesin kanında ve özünde yatan, doğuştan gelen belli bazı somut ilkeler vardır, bunlar bütün düşüncelerinin, duygularının ve istediklerinin sonucudur. İnsan bunları çoğunlukla soyut olarak tanımaz, aksine ancak yaşamına geri dönüp baktığı zaman, sürekli bu ilkelerin peşinden gittiğini ve sanki görünmez bir ip gibi hep bunlar tarafından çekildiğini fark eder.”
“Çünkü herkesin kendi başına kaldığı yalnızlıkta, insanın kendinde neye sahip olduğu görülür. O zaman mor kaftanlar içindeki sersem, zavallı bireyselliğinin başından savamadığı yükü altında inlerken, yüksek yetenekli kişiler en çorak ortamı bile düşünceleriyle doldurur ve canlandırır.”