“Düşünsene, adamın biri geceler boyu tek başına oturuyor burada. Kitap falan okuyor, düşünüyor, öyle şeyler işte. Bazen aklına bir şey geliyor ama doğru mudur, yanlış mıdır soracak kimsesi yok. Ya da bir şey gördüğünü sandı diyelim, sahiden var mı o şey yoksa ona mı öyle geldi bilemiyor. Yanında biri olsa sorarsın, ‘Sen de gördün mü?’ diye. Tek başına nereden bileceksin.”
“Zalim iyimserlik ilk bakışta nazik ve iyimser görünüyor, ama çok çirkin artçı etkileri var çoğu zaman. O ufak, sınırlı çözüm başarısız olduğunda -ki çoğu zaman öyle oluyor- bireyin sistemi değil kendini suçlamasını sağlıyor. Çuvalladığını, yeterince iyi olmadığını düşünmeye başlıyor insan. ‘Dikkati stresin toplumsal nedenlerinden’ örneğin fazla çalışmadan uzaklaştırıp ‘kurbanı suçlama’ haline dönüşebiliyor bu yaklaşım çabucak. Sorun sistemde değil sende, diye fısıldıyor.”