Kelimelerin bir etkisinin olması, bir insanı harekete geçirmesi, durdurması, güldürüp ağlatması: Daha çocukken bile bir muamma gibi gelirdi bu ona ve bundan etkilenmekten hiç geri kalmamıştı. Nasıl başarıyordu bunu kelimeler? Büyüye benzemiyor muydu?
“Büyük bir yalanı gerçek olarak kabul etmeyi seçtiğin andan itibaren onu takip eden, tamamlayan diğer küçük Yalanlar da otomatik olarak gerçek gibi görünmeye başlarlar”
Artık hepimiz tam anlamıyla makineleştik ve hayatımızı gerçek tecrübeler edinerek doya doya yaşamak yerine birer turist gibi zihnimizde biriktirdiğimiz hayata dair görüntülerle avunarak yaşar hale geldik. Günlük hayatımızda hiçbir şeye dikkatimizi tam olarak veremiyoruz çünkü dikkatimizi bize göre ”önemli” anlar için saklıyoruz. Yaşadığımız anları sonuna kadar fark etmekten ve yaşamımıza tüm dikkatimizi yöneltmekten bile korkuyoruz. Oysa cimrileşmenin hiç lüzumu yok, çünkü dikkat ve farkındalık kullanıldıkça azalan, biten şeyler değillerdir. Onlar asla tükenmezler, yaşamdan daha çok keyif almamızı sağlarlar ve kullanıldıkça çoğalırlar.