Başlarken bu kadar seveceğimi hiç tahmin etmemiştim. Çünkü seven çok seviyor sevmeyense acımasızca eleştiriyor, bu yüzden temkinliydim ama ben sevenlerden oldum..
Okurken Holden'la beraber sinirlenip onla beraber gülebiliyorsunuz.. Her şeyden nefret eder görünse de aslında içindeki küçük duygusal çocuğu görüp onu çok iyi anlayabiliyorsunuz. Her şeye fazla anlam yükleyen insanların sorunu bu belki de, her şeyden nefret eder görünmeleri çünkü hiçbir şey onların beklediği gibi olmuyor. Ya da belki de ergenlikten ama bana kalırsa klasik bir ergenlik değildi onunkisi, kalıplaşmış düşünceleri eleştirmesini yerinde buldum ben.
Sevgisi biraz farklı, küçük bir çocuk masumiyetinde sevebiliyor mesela. Küçük bir çocuğa yaklaşırkenki dikkatine bakıp onu çocukken çok incittiklerini anlayabiliyorsunuz. Duygularıyla hareket ediyor bu yüzden hiç sevmiyor sahtekarlari. Holden hep sahici duyguların peşinde sahtelikse onun düşmanı. Belki de bu samimiyetinden dolayı sevdim onu.
Kitaptan çokça alıntı yaptım zaten ama en sevdiğim sanırım şu oldu, onunla bitireyim:
"Öldü biliyorum! Bilmediğimi mi sanıyorsun? Ama, onu yine de sevebilirim, değil mi?
Bir insan öldü diye onu sevmekten vazgeçmek zorunda mısın, Tanrı aşkına; özellikle de, hayatta olanlardan bin kez daha iyi kalpli bir insansa?"
Haklısın Holden, bazıları gitse bile sevgileri hiç bitmez. Vay canına cidden sevmişim ben bu kitabı:)
Kitaba başlayacak olanlara şimdiden keyifli okumalar.