-Ne yatarsınız canlar, kalkın!
Kalkın da görün dünyadakilerin halini.
‘Bal tutan parmağını yalar’ demiş ya birisi, tutup tutup yalıyorlar parmaklarını.
Her gün gökten yıldız kayar gibi biri kayıyor da aralarından, ne sizden haberleri var ne de sizin gibi olacaklarından.
Bakmayın üzerinize kapanıp da döktükleri gözyaşlarına, daha mezarlık duvarını çıkmadan kuruyuverir gözlerindeki yaşlar.
Ağlarken gülüverirler, ölenle ölünmez diyerek.
Hiç olmadık yerde çene çalıp saatlerce zaman öldürürler de, size bir Fatiha gönderecek kadar zaman bulamazlar.
Bu toprağın üstü varsa bir de altı vardır derler de bazen, altını hiç düşünmeye yanaşmazlar nedense.
Sizler bu duvarın içinde kopmasını beklerken kıyametin, onlar duvarın dışında ölümsüzlüğün sırrının bulunmasını beklerler.
Üç günlük seyahatte bile valizlerini tıka basa doldurup hazırlık yaparlar da, bu kaç gün süreceği belli olmayan seyahatleri için hazırlık yapmaya bile gerek görmezler…