t

Tefsir

41 üye
Takip
Kur'an tefsirleri ve dini paylaşımlar.
İbn Hacer Mekke’de ilk vahiy kâtibinin Abdullâh ibn Sa’d ibn Ebî Sarh olduğunu söyler. Bu şahıs irtidat edip sonradan yine Müslüman olmuştur. İbn Kuteybe, Abdullâh’ın “غفور الرحيم” (Gafûrur-Rahîm) yerine “عزيز حكيم” (Azîzun-Hakîm) şeklinde yazdığını söyler. Medine’de ise ilk vahiy kâtibi, Ubeyy ibn Ka’b idi. Ondan sonra da devamlı olarak Zeyd ibn Sâbit yapmıştır.
Tefsir
Hadis(7. Cilt, sayfa 247)
“Öleceğini kesin olarak bilen, nasıl sevinir, şaşarım. Cehenneme kesin olarak inanan kimse, nasıl bitkin düşecek şekilde çalışır, şaşarım. Kesin olarak hesap vereceğine inanıp da çalışmayan kimseye şaşarım!!”
Tefsir
Kul kesbeder, Allah da halkeder
Sonuç olarak insanların ceza ve azap görmelerine yol açıcı günahları işleten, onları buna mecbur bırakan Allah değildir. Onlara irade, tercih, güç gibi imkânları ve kabiliyetleri veren Allah'tır. Bunları O'nun rızası veya gazabı yönünde kullanan, sarfeden -ki, bu sarfa "kesb" denilmiştir-insandır. Dünyadan göçüp giderken insanın elinde ya cennetin anahtarı ya da cehennemin ateşi vardır. Bunları o kesbetmiştir. Dünya hayatı, sermayesi ömür olan bir ticarettir, bunlar da kulun elde ettiği kazanç veya uğradığı zarardır.
Tefsir
Sübhanallah
Mü'minûn Suresi'nde Allah (cc) cenneti şöyle tarif eder: أولَئِكَ هُمُ الْوَارِثُونَ الَّذِينَ يَرِثُونَ الْفِرْدَوْسَ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ (Müminûn, 10-11) "Onlar varislerdir. Onlar cennetin en yüksek mertebesinin varisleridirler." Cennete miras dendi. Miras ne zaman alınır? Babanıza ait olan bir şey size geçtiğinde. Peki neden cennete miras dendi? Çünkü babamız oradaydı. Ve şimdi biz o cennetin varisleriyiz. Allah'ın, babamıza ve onun nesli olan bizlere tanıdığı bu mülke yeniden kavuşabilmek için kendimizi donatmalıyız.
Sayfa 159·Kitabı okudu
Tefsir

Tefsir Konusuna Benzer öneriler

Hadîs-i Şerif353 üye · 9 yeni gönderi
Takip
Şiir35,4bin üye · 2.143 yeni gönderi
Takip
İnsan ve Hayat5,9bin üye · 94 yeni gönderi
Takip
Bakara 284 tefsiri
İnsanın zihninden gelip geçen şey yalnızca bir "hâtır"sa (hayal, tasavvur, doğuş) bundan sorumlu olmayacağında şüphe yoktur. Çünkü buna hâkim olup engellemek kulun elinde değildir. "İnsanların zihinlerinden gelip geçen şeylerden sorumlu olmadıklarını" bildiren hadis bu hatırla ilgilidir. Eğer hâtır gelip geçmemiş, üzerinde durulmuş, düşünülmüş, niyet ve karar safhasına kadar gelmişse bunun da konusuna göre şıkları vardır: a) Eğer bunlar iman, inkâr, haset, kin, nefret gibi -tabiatları gereği dışa vurmayan, fiile dönüşmeyen, kalpte ve zihinde kalan-psikolojik haller, duygular ve kararlarsa bunların sorumluluk doğuracağı açıktır. b) Niyet ve kararın konusu "fiil"le ilgili ise, meselȧ hırsızlık yapmaya niyet edilmiş, karar verilmiş, sonra bundan, dış etki ve engelleme bulunmadan vazgeçilmişse buna ecir bile verileceği hadiste bildirilmiştir. e) Eğer kötü niyet ve karardan bir dış etki ve engel sebebiyle vazgeçilmiş olursa, o fiili işlemiş gibi cezalandırılma konusunda birbirine zıt iki görüşvardır (III, 130-131).
Sayfa 452
Tefsir