“Tanrıların bana layık gördüğü cezayı çekeceğim, dünyanın bu en ağır yükünü, vicdan azabımı sırtımda taşıyarak son ana kadar yaşayacağım. Ama bu tabletleri insanlar okusun istiyorum. Tanrılara karşı gelsinler diye değil. Kimsenin benim gibi acı çekmesini istemem ama insanların tanrıları, kralları, kendilerini tanımalarını isterim. Bu yüzden tabletleri yazıyorum. Belki böylece yazgılarıyla daha kolay başa çıkarlar. Belki böylece tanrılar, krallar, onları istedikleri gibi güdemezler. Belki böylece iki ırmak arasındaki bu verimli toprakları kardeşlerinin kanıyla sulamak yerine sevgiyle eker biçerler. Belki akıllanır, ömürlerini bir düğüne dönüştürerek mutluluk içinde yaşarlar. Belki gelecek kuşaklara acıyı değil sevinci, gözyaşını değil gülümsemeyi, kini değil sevgiyi, ölümü değil, yaşamı kalıt bırakırlar. Belki…”
“Aşk ulaşamayacağın birini abartarak, onun kafandaki ideal kişi olduğunu sanarak tutkuyla bağlanmaktır. Aradaki engeller ne kadar artarsa bu yanılsama o kadar tutkulu olacaktır.”