Benim yetiştiğim yıllarda halkın tümünü birbirine bağlayan bir ortak alan vardı. Bu alanın içine Hz. Muhammed de giriyordu, Mustafa Kemal de. Peygamber manevi dünyanın sultanıydı, Mustafa Kemal ise bir “vatan kurtarıcı.” Bu konular tartışılmazdı bile. Kimse birbirini “dindar”, “dinsiz” diye ayırmıyordu. Bu ayrımı hâlâ da kabul etmem.
Yıllar sonra Zülfikar Dedem benim doğum günüm olan 20 Haziran’da, Asım Dedem de Asım’m doğum günü olan 2 Temmuz’da öldü. Sanki bu dünyayı, isimlerini taşıyan torunlarına devredip gittiler. Bu nedenle onların ölüm ve bizim doğum tarihlerimiz, bir çeşit devir teslim anlamı taşımakta bizler için.
Bir gün
Çok bunalırsan
Denizin dibinde
Yosunlara takılmış gibi soluksuz
Sakın unutma gökyüzüne bakmayı
Gökyüzü şenindir Gökyüzü herkesindir
Zülfü Livaneli
"Ne olur beni bu kadar kolay anlamayın!” demek isteyecekti. “Biraz düşünün, siyah beyaz algılayıp üzerime etiketler yapıştırarak birtakım çekmecelere kilitlemeyin beni.”
Şimdi bu satırları yazarken seni çok daha iyi anlıyorum babaanne. Bir ömür boyu keçi olarak yaşadım, kabahatim varsa onu örtmeye değil apaçık bırakıp ondan ders almaya çalıştım. Doğru bildiklerim, hayatımda yapmak istediklerim, beni arkadaşlarımdan ayrı düşürse de, yalnız kalmama neden olsa da, hep bir keçi gibi burnumun dikine gittim.