Gülcan

Gülcan
O dönemde bilmediğimiz şey, sosyalizmin, ilkelliği aşmaya yetmeyeceği idi. Hiçbir ideoloji, bir toplumda mevcut olan ilkellik ve şiddeti ortadan kaldıramazdı. Her toplum kendi düzeyine göre algılayacaktı ideolojiyi.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Çocukluğumdan beri insanların gecenin belli bir saatinde zihinlerini kilitleyip uyku durumuna geçmelerini anlayamadığımı itiraf etmeliyim. Hani yastığa iki santim kala uyuyan kişiler vardır ya, bu iş bana küçük bir mucize gibi gelir. İnsan bin bir düşünce ve hayalle yatağa girip de bütün bunları nasıl bir şalterle kapatabilir?
Oysa insan bir nesne olmadığı için önce var olurdu, özü ondan sonra belirlenirdi. İnsan kendini seçmeliydi. Bu seçimde size kendi özgür iradenizden başka hiçbir şey yol gösteremezdi.
Kör olduğumu kavradım ve aklıma gelen ilk düşünce şu oldu: “Artık evlenemem.” Neden böyle düşündüğümü bilmiyorum, o yaşta evlenmek üzerine kafa yormuyordum, hiç aklıma gelmiyordu ama nedense bulanık zihnimde ilk beliren düşünce buydu.
Luis’in bakış açısına göre normal bir çocukluk geçiremeyen, kendilerini diğer çocuklardan ayrı gören insanlarda, gerçek benlik ile ideal benlik arasında birtakım çatışmalar gelişiyordu. Bu iç çatışmalar, bir süre sonra onları sanat yapmaya itiyordu.