Çünkü insanlara hakikat kadar da hayalin lazım olduğunu hayatımın henüz yirmiyi bulmayan yılları içinde tecrübe ettim. Hayalin lezzeti hakikate dönüşmesinde değil, o ilk şeklini daima korumasındanmış.
Aşk denilen şey meğer ne şiddetli bir ruh fırtınasıymış! Görmeden sevilen bir afetin görünmeyen sevgisi böyle aklı çileden çıkaracak dereceyi bulursa karşılıklı ateş alanların hali acaba ne derece huzur bozucu olacak? Sevilen bir hayal insanı bu hale getiriyor, bir hakikatin yakmasına nasıl yürek dayanacak?