İlk kitaptan daha çok sevdiğimi söylemem gerek. Seriye giriş bence tam olarak bu kitaptı.
Auren, kötü şöhretli komutan Rip'in ordusuyla uzun bir zaman geçiriyor. Bu zaman içerisinde hem geçmişinden parçalar okuyoruz hem de Auren'in içindeki savaşçı yanın ufaktan uyanmaya başlamasını görüyoruz. Ancak her seferinde "Midas'ı seçerim," noktası bir tık sinir ediyor yalan yok. Doğruya doğru o seçimin temelini de geçmişteki sahneleri okuyunca azıcık anlıyorsunuz ama yine de öff be dedirtiyor.
Ayrıca bu kitapta Kraliçe Malina sahneleri de vardı. Maliana karakterini ne sevdim ne sevmedim ben okurken. Bu kitap boyunca savaş verdiklerini, hakkı olduğunu söylediklerini elde tutma çabası güzeldi bence. Gereken yerde elini kirletmekten çekinmeyecek, çok geri plana itilmeye çalışılmış ama sonunda hakkı olanlar için savaşan bir kadın gibiydi Malina. Ne istediğini bilen güçlü ve asla çekinceleri olmayan bir kadın. İlerleyen kitaplarda kendisinden nefret edeceğimi düşünsem de takdir etmekten kendimi alamıyorum da.
Auren'i anladığım, üzüldüğüm ve içinden çıkacak cevher için hevesle beklediğim kitaptıı Glint. Serinin devamı için merak ettiren, sonunda seveceğim erkek karakterle tanıştığım kısmı da unutmayalım. Yine ufacık sinir etti ancak aklının başına gelme aşaması da oldu neyse ki. Auren, diğer kitapta daha güzel olacak, inanmıyorum ben. Ancak devam ettikçe geçmişe dair sahneler daha da artarsa Auren için çok üzülebilirim ben. Geçmiş sahenleri çok kalp kırıyor bence.
Bir de bu kitapta Rip'in yakın komutanlarına bayıldım ben. O grup ve Auren sahnelerini daha çok okumak isterim.