Ne kadın eski kadındı ne de adam eski adam… Ama tıpkı ayaklarının dibinde ki bu kara hayaletler gibi kendilerini bulmak için boş yere didiniyor, cansız ve güçsüz çabalarla kendilerinden kaçıp, kendilerini yakalamaya çalışıyorlardı.
Geçmişlerini arayan, artık gerçekte var olmayan geçmişe boğuk sorular yönelten bu gölgeler onların kendisi değil miydi? Gölgeler, canlanmak isteyen ama bunu artık başaramayan gölgeler…
Kendini bu havalı ve kurumlu para dünyasının, uşakların, beslemelerin, yiyicilerin, insan kılığına girmiş moblelerin ağırlığı altında yine küçük, sinik ve yenilmiş hissetti; satın alınmış ve kiralanmış, kendi varlığı elinden alınmış biri gibiydi.