Nitekim Sokrates, Euthyphron'un dindarlığı [Tanrıların hoşuna gideni yapmak, onlara hediyeler sunmak vb.] insanlarla tanrılar arasındaki bir tür alışveriş olarak gösteren dindarlık tanımını reddedip, dindarlığın ölçüsünü tanrıların iradesinden bağımsız hale getirir. Dindarlığın doğruluk veya adaletin (to dikaion) bir parçası olduğunu söylemek suretiyle, söz konusu standart ya da ölçütün ahlaki bir standart olarak anlaşılması gerektiği ileri sürer.
Çok şey bilmek ya da çok yetenekli olmak, bunların arasında iyiyi öğreten bilgi olmadığı sürece sadece şiddetli bir fırtınanın oyuncağı olmak değildir de nedir?