"Şunlara içecek bir şeyler verin!.. Tadı güzel diyemesek de kanallardan gelen sudan verin, bir de bira, mademki bira yapımcısı Ammeister kendi fıçılarını ikram ediyormuş! Şuradaki mataralar la ya su ya bira akıtıverin boğazlarından aşağı! Hadi yürüyün, bir, kii. . . Hem susuzluklarını giderelim hem karınlarını doyuralım! Siz aşçılar, fasulye tencerelerinizin kapaklarını açın da tıka basa yedirin şunlara! Belediyeye masrafı ne olursa olsun, yeter ki açlıktan ölmesinler! Tıbbi talimahmız böyle!"
"Öfkelenen Tanrı diyor ki eğer benim kutsal emirlerime itaat etmezseniz sizi ölüm ve yaralarla, Türk akınları ve açlıkla, vebay la, aşırı sıcakla, hayat pahalılığıyla kahredeceğim. Sızlanmalarınızı dinlemek istemiyorum. Demir gibi sert olacağım. Günaha aldırış etmeyene öyle düşman kesileceğim ki mahvedeceğim onu, çünkü Tanrı benim!"
"Belki sur içine kapatılan bir grup söz konusu davranışın ilerleyen senkronizasyonuyla apayrı bir bütün oluşturabilir. Dolayısıyla bu durum, dans salgını gibi acayip bir şekle bürünen aşırı sefaletten kaynaklanıyordur; ıstıraba gömülmüş bir şehrin dayanılmaz gerçekliğinden kaçmanın, hele de yoksul düşmüş halk için, tek yolu dans."