Gamze

François de Sales'ın ifadesiyle "ruhunun Tanrı içine akmasına, orada sıvılaşmasına" izin vermek manasına gelen mistik anlayışın nefis duygusu içinde, kendi güçleriyle oransız bir güce sahip doğanın ortasına bırakılmış, kendi sefil hallerini ve doğa güçlerinin dehşetini ta içlerinde duyan çıplak ilk insanlara ait sevgi ve korku sentezinin de bulunduğunu kim anlayabilir? Aynı şekilde ömrün kısalığı duygusu, "saatin hiç durmadan akışı, bu algılanamayan, ama düşününce insanı çıldırtabilecek koşu, insanların bedenini ve ömrünü kemiren o aceleci küçük saniyelerin sonu gelmez geçit resmi" duygusu bile, her türlü sıradan, bayağı vakit kaybını küçümsememizi bize öğreterek yardımımıza gelebilir.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Her bilgi zihinseldir. Ama bilgiye bir duygu eşlik ettiğinde, bu zihinsel ve duygusal iki unsur iç içe geçip kaynaşır ve bir anlamda fikirden daha hacimli, daha yoğun olan duygu bilincin ışığı altında yerini alıp ortağı olan fikri gölgeye iter.
İnsan kendi evinde sözünü geçirmeyi başarabilir.
Eğitimin zahmetleri içinde hiçbiri, duyarlılıktan yoksun çocukları yetiştirmenin zahmetiyle kıyaslanamaz.
Mill şöyle der: "Yoğun bir duyarlılık, insanın benliği üzerinde güçlü bir egemenlik kurmasını sağlamanın aracı ve bunun temel koşuludur, ama bunun için geliştirilmesi gerekir. Böyle bir hazırlıktan sonra, sadece ana faaliyetin kahramanlarını yetiştirmekle kalmaz, kendine sahip çıkan iradenin kahramanlarını da yetiştirir.