Gamze

Nitekim öğrenimde amacımız bilgi edinmektir; derin düşünme faaliyetinde ise durum tamamen farklıdır Amacımız, ruhta nefret veya sevgi hareketleri uyandırmaktır. Öğrenimde bize hakikat kaygısı hükmeder, derin düşün mede ise hakikat umurumuzda değildir. Faydalı bir yalanı zararlı bir gerçeğe tercih ederiz: Tüm arayışımıza sadece fay da güdüsü hükmeder.
Reklam
mani
Hey küpecik küpecik! Yağdan, baldan küpecik. Yağ olmazsa bal olsun, Ev sahibi sağ olsun. Ev sahibi evde misin? Evde değil, dağda mısın? Dağda yılan kışlasın, Allah çocuklarını bağışlasın. Ambar altında tazıyım, Molla beyin kızıyım. Çağırın gelin Ayşe'yi, Gelin edelim maşayı. Enarından, menarından, Baklavanın kenarından, Altı okka pekmez, Sepetimiz boş gitmez.
Schopenhauer'nın belirttiği gibi, fikirler "her zaman akmayan ahlak kaynağı açıldığında iyi duyguların biriktiği bir baraj, bir sarnıçtır ve bu iyi duygular, fırsat çıktığında derivasyon kanallarıyla gereken yerlere dağıtılacaktır." Demek ki duyguların etkisiyle, fikir ile hareketlerin birbirine eklemlenmesi sürer ve diğer yandan, fikir sıklıkla elverişli duygularla ortaklaştırıldığı için, fikri öne çıkarıcı bu duyguların halihazırda yokluğunda bile, ortaklaştırma yasalarından yararlanan fikir onları uyandırabilir; gerçi bu durumda söz konusu duygular zayıftır ama yine de eyleme geçilmesine yol açacak yeterliliktedir.
Bu anarşinin kaynağı, her duygusal halin, her arzunun tek başına bırakıldığında son derece muğlak, kör ve giderek aciz kalmasıdır. Kendiliğinden dışarı vurulan öfke ve korku gibi içgüdüsel duygular dışında, pek çok duygu ifade bulabilmek için ak-lın işbirliğine ihtiyaç duyar. Bu duygular ruhta bir tasaya, bir ıstıraba yol açarlar ve bu tasaya kesin bir anlam yük-leyen akıl olur.
"İnsanlık tapıncı bir insan yaşamını ele geçirebilir, onun düşüncesini, duygusunu, eylemini dinin hakkında ancak bir ön fikir, bir tadımlık sunabileceği bir güçle renklendirebilir."