• Az konuştular. Sonuçta birbirlerini seviyorlardı. 
    Az konuştular çünkü aralarında bir anlam sorunu yoktu. 
    Sevgi anlamsızlığı ortadan kaldırıyor. Usul usul bir ortadan kaldırış değil bu; sert ve tamamen kendi rengine boyuyor her şeyi. 
    Sevgiden sonra her şey gerçeklerden biraz uzaklaşıyor. Böylece daha yaşanılabilir, tahammül edilebilir ve kabul edilebilir bir forma dönüşüyor. 
    Her şeyin üstünde hafif bir sis. Rahatsız edici bir karaltı değil bu. Aksine ruha huzur veren, görüş alanımıza giren birçok şeyi makul bir algıya sabitleyen bir sis bulutu. Biraz üşüten ama titretmeyen, ne önünü tamamen görmene mani ne de hareket alanın tamamen açık. Sis bulutları başımızda dönüp dolaşır her gün. Bu sis bulutları bazen kara buluta dönüşür. Bir şeyin rengi siyaha döndüyse hiçbir zaman eski halini alamaz, alsa da hep kirli olarak kalır. •••
    Çok konuşamadılar. Birbirlerini belki de sevmiyorlardı. Belki de anlaşamıyorlar ve kendilerine farklı roller vermişlerdi. Konuşmanın bu kaos durumuna nasıl bir çözüm getireceği meçhuldü. 
    Çok konuşmadılar ama gözlerinden dışarıya taşan ve söze hiç gerek duyulmayan bir an gerçekleşti. Şunu anladılar. Konuşmak iletişimin en son çaresi. 
    Çok konuşmadılar, çünkü vücutlarından çıkan ılık buhur birbirlerine sarılmıştı. 
    Çok konuşmadılar çünkü sevginin sarmalına emanet olunmuşlardı. 
    İbrahim Varelci
  • Hayatın içinde olup da bizim hiç göremediğimiz İblisler vardır.
    _________

    Ben kendi zincirimin kuyumcusuyum. Ellerimi kırdım da geldim. Gözlerimi oydum da geldim. Dilimi kızgın ateşlerde dağladım da geldim. Bana söz bırakmadılar ki söyleyeyim, bana göz bırakmadılar ki ufka bakabileyim, bana berrak bir ses bırakmadılar ki kulak vereyim. Renkleri ayırt edemiyorum. Körüm, sağırım, ayaklarım da yok. Ama koşmak istiyorum. Görmek ve işitmek istiyorum. Yanılmaktan korkmuyorum, hatta o kadar korkmuyorum ki biraz sonra yanılabilirim. Yanıldığımı düşünüp hep doğrulardan bahsedebilirim. Her an size yalan söyleyebilirim. Kısa bir süre geçtikten sonra da ellerimle dua eder gibi yapabilir, sizleri kandırabilirim. Benim ayaklarım yok. Başımı da emrinize amade edebilirim. Suyunuzdan içmişliğim var, hakkınızı ödemekten kaçınabilirim. Ben vefasızım, sizin değerinizi bilemeyebilirim. Benim bir aklım yok, delirebilirim. Benim pusulam yok, yolumu şaşırabilirim. Yollarınıza taşlar koyup, ayak bastığınız yerlere dikenler yerleştirebilirim. Hızlıca koşmanıza mani olup ayağınıza çelme takabilirim. Böylece yere kapaklanırsınız. Gökyüzünü size göstermeyebilir, arkanızdan ıslıklar çalarak sizi etrafınızda delice döndürebilirim. Siz etrafınızda döndükçe yeri eşelemiş olacaksınız. Farkında olmadan kendinize kuyu açmış olacaksınız. Sizi oracıkta gömebilirim. Ardınızdan dua okumayacağım. Mezarınıza tükürebilirim. Toprağınızın yeşermesini beklemiyorum. Kuşlar buraya hiç uğramamalı. Dikenli tellerle çevrili ve gözlerden çok uzak bir yerde defnedilmelisiniz. Kimseler size uğramamalı, toprağınız giderek daha da çoraklaşmalı. Ben kendi zincirimin kuyumcusuyum. Doğar doğmaz ayağıma prangalar geçirdim. Bunu kendi isteğimle yaptım. Önüme duvarlar ördüm. Ben bir duvar ustasıyım. Bana yaklaşmayın üstünüze yıkılabilirim. Altında kalabilirsiniz kendinizin. Benden uzak duruyor gibi görüyorum sizi, tek ıslıkla yanıma koşarak gelebilirsiniz. Size bazen güzel şeylerden bahsediyorum, alımlı olduğunuzdan. Siz hiç yalan söylemiyorsunuz. Beni tekrarlayın yeter. Ne güzel dinliyorsunuz. Susun lütfen. O iç sesinizi kapatın. Çok gürültü çıkarıyorsunuz. Bence manası yok. Kendinizi alt etmeye çalışmayın...
    İbrahim Varelci
  • Ruhun şâd olsun Neşet Ertaş...

    İsterim ki bu dünyada
    Hiç kimse cahil kalmasın
    Okusun ilmin kitabını
    Cahilden akıl almasın

    Kendi kendin(e) yetenlere
    İlim tahsil edenlere
    İlme doğru gidenlere
    Cehalet mani olmasın

    İlmedenler nurlaşıyor
    İlm'etmeyen körleşiyor
    İlimle dünya birleşiyor
    Söyle ki neden olmasın

    Can yakmadan atom gücü
    Birleşsin bütün bilimci
    Dilerim olsun sahici
    Dünyada silâh kalmasın

    İnsan hakları hak olsun
    Bu hakkı bilen çok olsun
    Bütün silâhlar yok olsun
    Cehalet can dağlamasın

    Dünya cennettir insana
    Eşit olsun sana bana
    Kıyılmasın hiçbir cana
    Anaları ağlamasın

    Bütün dünya Allah diyor
    Onun nimetini yiyor
    İnsan kisvetin giyiyor
    Ayrılık gülden olmasın

    Kendin(i) bilen bunu anlar
    Çünkü Hakk'dır bütün canlar
    Yardımlaşsın tüm insanlar
    Dünyada fakir kalmasın

    Bir GARİP'im budur derdim
    Tüm dünyayı ben de gördüm
    İsterim ki benim yurdum
    Dünyadan geri kalmasın
  • Gelene geçene hep seni sordum
    Yokluğuna bir türlü alışamadım
    Kabusumu bile hep hayra yordum
    Bu derdimi kimseyle paylaşamadım

    Sen gidince birden,durdu sanki zaman
    Takvimden yaprak bile koparamadım
    Sensizliği bir bilsen ne kadar yaman
    Yar kendimi bir türlü toplayamadım

    Bilseydim bu kadar zor, sensiz yaşamak
    Engel olmazmıydım hiç, çekip gitmene
    Öylesi zor ki yokluğuna alışmak
    Mani olmalıymıştım, veda etmene

    Bilseydim sensiz heryer,bir yangın yeri
    Ayrılık ateşiyle,hiç tutuşmazdım
    Döndürebilsem keşke,zamanı geri
    Tutardım ellerinden, hiç bırakmazdım
  • Premenstrüel Sendromun, insan evrimindeki karşılığı, kadın bu dönemde yumurtlamadığı için üreme eyleminin boş yere yapılıp, gereksiz enerji harcanmasına mani olmaktır. Kadının bu dönemdeki asabiyeti, hırçınlığı "gereksiz" çiftleşmeyi engellemek içindir.
  • Sizden istediğim tek şey kenara çekilmenizdir. Bunu yaparsanız güneşime mani olmazsınız ve bana vermeniz mümkün olmayanı benden almamış olursunuz.
  • Hayatta her şey normal seyrinde devam ederken,toplumun veya beklentilerin rengine göre bukalemun misali renk değiştirmeye başlayınca,karakterinizden ve değerlerinizden bir kere taviz verdiğiniz vakit boynunuza tasma takilacak maalesef.Vicdaninizin değil cüzdanınızın sesi daha cazip gelebilecek.Üstüne iyi niyetiniz de yakınınızdakiler tarafından acımasızca çarçur edilip,çokça da suistimal edilince karakterinizdeki yırtık hiçbir yama ile kapanamayacak; kılıktan kılığa, renkten renge girerek işte o zaman acınacak hale düşersiniz.Hangi renkte,hangi davranista görünmek isteniyorsanız o rengin cırtlaklığına bürünerek,en sonunda kaybetmiş olmanın yasıyla elinizden kayıp gidenlere uzulecek,yetişemeyecek,telafi edemeyecek, kapkara kesileceksiniz.

    İradeniz ve fitratınız dışında gelisen olaylara mani olamadığınız için;size dayatılan rolün cirkefligi ve ezginliği çerçevesinde önünü bir türlü alamayınca ,bir kere yakayı kaptırınca en yakininizdaki muhaliflerin sesi yüksek çıkacak,sizin sesinizi bastıracak.Kendinizi ispat edememenin,aklayamamanın, haklı cikaramamanin boynu büküklüğü, dışlanmışlığı ve hüznü içerisinde sesinizi duyuramamanın vebaliyle kimsesiz ve yurtsuz gözünüz açık gidecek.Acınacak hale düseceksiniz (!) gerçeklerden bihaber olanlar için ...