03/05/2026
Acı bir hakikat olması ve yarama vurması, bu hakikatin merhem olmasına mani değil. Küçük ve zahiren önemsiz sebeplerin, sevk ettiği düşüncelerle beraber tefekkür edince, bunun tamamen sevk-i ilahi olduğunu fark edememek imkansız. Zamanlaması dahi mevcut bir sürecin uyumlu parçası... Hep savaşmışım bugüne kadar. Ancak bazı cephelerde silahı kendime doğrultup, kendimi vurmuşum ve bazı parçalarımı koparmak elzem imiş. Ne bileyim, ben de isterdim bir sevda şiirinin içinde ahenkle dans eden kelimeler gibi süzülmeyi bu hayatın içinde ama sanırım ölene kadar zırhımı bırak(a)mayacağım... Yaraların dahi birçok katmanları varmış. Hem iyileştiren, hem acıtan, hem bazı yollarda dizlerinin dermanını emen, hem de daha güçlü yürümene sağlayan... bazen önce öldürüp, daha güzel dirilmene sebep olan... Bazı yaralanmalar dikkatsizlikten, görememektendir belki yara bile değildir de biz elimizle deşip yara ediyoruzdur ancak bazı yaralar ise kaderimizin kaçınılmaz bir parçasıdır yani aksi mümkün değildir, mecbur o yarayı alacaksın, gönlüne katacaksın, bununla yaşamayı da öğreneceksin. Bizim yaptıklarımızı da yaratan Allah'tır ve hangi olayda, ne kadar irademizin olduğunu bilen ve tayin eden O'dur. İşimize geldiği gibi "kahrında hoş lütfun da" demek kolay. Kahır, kolaysa "hoş", zorlandığımızda ise "vah bu neden oldu, olmasaymış, olmamalıydı" demeye başlar nefis. Bizler kahıra bile burun kıvırabiliyoruz... Şunu da unutmamalı; bazı "kahırların" içerisinde de nice lütuflar vardır ve istisnasız yaşanılan her şeyde rahmet vardır....
Duygu ve Düşünce
Hakiki mahbub
Seni özleyen, merak eden, sarılan, anlayan, düşmeden mani' olan sever. Gerikiler sadece hüzün, hüsran sebebidir.
Duygu ve Düşünce
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Birbirini anlamak ve samimiyet
İnsan, ötekini anlamaz değil, ekseriyetle anlamak ihtiyacı duymaz, emek vermez, önyargısı, kendi içindeki çıkmazları, hastalıkları, kin, garez, hased, önkabuller, tabu, seviye noksaniyeti, taassup mani' olur.
Duygu ve Düşünce
S:330
- Ey insanlar, Kur'ân'ı okuyunuz ve ondakileri iyi öğreniniz, içindekilerle de amel ediniz. Ancak bu şekilde Kur'ân ehli olabilirsiniz. Allah'a isyan ettiği sürece hak sa-hibine hakkı verilmez. Dikkat edin, kişi doğruyu söyleyince rızkına mâni olunmaz ve bir cezâ ile cezalandırılmaz. Yine dikkat ediniz. Allah'ın beni idareci tâyin eylediği şeylerde doğruyu, kurtuluşu 3 yolda buluyorum. Emâneti yerine getirmek, kuvvetliden hakkı almak, Allah'ın indirdiğiyle de hükmetmek. Bir malın helâlliğini, temizliğini de 3 şeyde bulurum. Haklı yoldan kazanmak, haklıya veril. mek, kötülüklerini önlemek. Dikkat buyurun, sizlerin mallarını harcamada tıpkı yetimin malını idare eden gibiyim. Zengin olursam elimi sürmem, fakir olursam, haklı olarak bir ölçü dâhilinde, bedevînin çölde hayvanını yemlediği gibi, yerim. Vergiler alırım. (Hz. Ömer) El-Ahkamü's Sultaniye İmam Maverdi
28.04.26 Adli Yazışmalar Programı
“Etrafını cami, ağyarını mani” - Bir tanımın, sözün, eserin; eksiksiz, kusursuz olduğunu ifade eden Osmanlıca bir deyimdir. 18.30’da Zoom üzerinden, Yargıtay Onursal Başkanı Fahrettin Demirağ hocamız anlatmıştı, not almışım, burada da dursun.
Hukuk
➡️ *Korkulu yerlerde emin olmak için* 📆 (Osman Ünlü Hocanın 14.06.2026 tarihli yazısı) *Sual: Korkulu yerlerde ve düşman karşısında okunacak belli bir dua veya dualar var mıdır?* *Cevap:* Bu konuda Muktûbât kitabında şu bilgi verilmektedir: “Korkulu yerlerde ve düşman karşısında, emin ve rahat olmak için Li îlâfi sûresini okumalıdır. Tecrübe edilmiştir. Her gün ve her gece, hiç olmazsa, onbirer defa okumalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: *(Bir yere gelen kimse E'ûzü bikelimâtillâhit-tâmmâti min şerri mâ haleka okursa, o yerden kalkıncaya kadar, ona hiçbirşey zarar, kötülük yapmaz.)* Korkulu şeyden kurtulmak ve bir dileğe kavuşmak için, Tâhâ suresinin 37. âyetinden ‘Vele-kad’dan, 39 sonuna ‘alâ aynî’ye kadar kağıda mürekkeple yazıp, bir şeye yedi kerre sarıp, yanında taşımalıdır. Faydası çok görülmüştür.” *Sual: “Öğleden önce olan sünneti terk eden, şefaatime kavuşamaz” hadis-i şerifindeki şefatime kavuşamazdan maksat nedir?* *Cevap:* Konu ile alakalı olarak İbni Âbidînda buyuruluyor ki: “Namazların sünnetlerine ehemmiyet, kıymet verip, tembellikle, özürsüz ve çok zaman terk eden, azarlanır. Fakat şefaatten mahrum kalmaz.” *(Öğleden önce olan sünneti terk eden, şefaatime kavuşamaz)* hadis-i şerifi, özürsüz ve ısrar ile terk eden kimse, bu namaz için olan ve derecenin yükselmesine yarayan şefaatime kavuşamaz demektir.” Özür ile terk etmenin, buna mâni olmayacağı, İbni Âbidînde ve İmdâdın Tahtâvî hâşiyesinde yazılıdır. Zaten, sünnetleri kaza niyeti ile kılınca, bu sünnet terk edilmiş olmaz. *Sual: Bir kimse, abdestli olduğunu zannederek namaz kılsa, bu kıldığı namazdan da sevap alır mı?* *Cevap:* Konu ile alakalı olarak Eşbâhda deniyor ki: “Bir ibadette sevap hasıl olması için, yalnız bu ibadetin sahih olması şart değildir. Halis niyet edilmesi de şarttır.
Alıntı