4/10
·320 syf.··
2026 41. kitabı
Başarılı bir psikolojik gerilimde, karakterlerin iç dünyasını derinlemesine işlerken sağlam ve mantıklı bir kurgu üzerine kurulmalıdır. Gerilim hem “kim yaptı?” hem de “neden yaptı?” sorularıyla desteklenmeli, ipuçları dengeli verilerek final hem şaşırtıcı hem de tutarlı olmalıdır. Tüm bunlar, akıcı bir anlatımla birleştiğinde hikâye güçlü bir etki bırakır. Ancak bu kitap merak uyandıran bir girişine rağmen, zayıf kurgusu ve etkisiz sürprizleriyle benim için beklentimin çok altında kaldı. Sürpriz sonları seven bir okur olarak, kitabın finalinden büyük bir etki bekledim. Fakat ortaya çıkan gerçekler, bırakın şaşırtmayı, neredeyse hayal kırıklığı yaratan bir seviyede ilerledi. Özellikle son bölümlerde olayların aşırı hızlı gelişmesi ve bir karakterin adeta ezberlenmiş bir metni okur gibi her şeyi açıklayan uzun monoloğu, hikâyenin inandırıcılığını zedeledi. Üstelik ikinci bir sürprizle etki artırılmak istenmiş olsa da, yeterli altyapı ve ipuçları sunulmadan gelen bu gelişme, okurda beklenen şok etkisini yaratmak yerine yapay bir his bıraktı. Tüm bu unsurlar birleştiğinde, kitap ne yazık ki güçlü başlangıcının hakkını veremeyen bir hayal kırıklığına dönüştü. Öyle ki, bu kadar da saçmalık olamaz diyerek kitabın son 10 sayfasını okumayı düşünmeyip başka kitaba geçmeyi bile düşündüm. Çünkü ters köşe yapayım derken yazar fazlasıyla saçmalamıştı. Baştan sona kadar yalanları okumamız bir yana, yazarın tıbbi bilgisinin de sıfır olduğunu gördüm. Beyin oksijensizliğe ortalama 4-6 dakika dayanabilir. On dakikadan fazla oksijensiz bir beynin nasıl eski sağlığına dönüştüğünü okumak saçmalığın daniskası değildir de nedir? Daha öncede belirttiğim gibi hiçbir kitap dört dörtlük değildir. Bazen mantığa uymayan gelişmeleri okurken tolerans edebiliriz amenna, ancak bu kitap bu sınırı
Kocamın KarısıAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 202643 okunma
10/10
·134 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2025 20:56
Hüseyin Rahmi Gürpınar ile ilk olarak Efsuncu Baba adlı eseri sayesinde tanıştım. O kitabı okuduktan sonra yazarın kalemini çok sevdim. Hatta yazarla ilgili ilk inceleme yazımı da Efsuncu Baba üzerine yazmıştım. Yazarın anlatımını beğenince ikinci kitabı olarak Gulyabani 'yi okumaya karar verdim. Kitaba geçmeden önce, eserin ortaya çıkış hikâyesinden bahsetmek istiyorum. Hüseyin Rahmi Gürpınar, adını vermeyen sıkı bir okuyucusundan bir mektup alır. Bu mektupta okuyucu, yazardan cinli, perili, gulyabanili ve benzeri doğaüstü varlıkların yer aldığı bir roman yazmasını ister. Yazar da bu isteğe kayıtsız kalmaz ve Gulyabani adlı eserini kaleme alır. Romanın başkahramanı Muhsine'dir. Muhsine, bir akrabası tarafından çalışmak üzere büyük bir köşke yerleştirilir. Roman boyunca da köşkte başından geçen ilginç ve gizemli olayları anlatır. Köşkte yaşanan tuhaf olaylar, geceleri duyulan sesler ve etrafta dolaştığı söylenen gulyabani, hem Muhsine'yi hem de beni sürekli merak içinde bıraktı. Sayfaları çevirdikçe olayların nasıl sonuçlanacağını öğrenmek istedim. Kitapta cin, peri ve gulyabani gibi varlıklardan sıkça söz edilse de yazarın asıl amacı bunların insanların korkularından ve batıl inançlarından kaynaklandığını göstermektir. Hatta bu varlıklara mani söyletmesi, esere hem mizahi hem de farklı bir hava katmıştır. Romanın sonunda yaşanan olayların perde arkası ortaya çıkarken yazar da okuyucuya akılcı düşünmenin önemini hatırlatır. Eserin dili oldukça akıcıdır. Halkın günlük konuşma diline yakın bir anlatım kullanıldığı için kitabı okurken hiç zorlanmadım. Aksine, kendimi olayların içinde hissettim. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın en beğendiğim yönlerinden biri de budur. Dönemin insanlarını, özellikle kadınların yaşamını, günlük konuşmalarını, halkın inançlarını ve sosyal yapısını anlatırken aynı
İnceleme
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202517,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
7/10
·496 syf.··
2026 15. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:04
Kitap hallac i mansurun hayatini ve tasavaffu polisiye roman olarak anlatiyor. Dinlerin yahudilik hristiyanlik islam hinduizm zerdust tao ve mani gibi dinlerin hepsinden bahsediyor ve ortak noktalarina dikkat cekiyor. Bilim dini ispatliyabilir mi , kuantum fizik ve dinler arasinda ki kesismeleri gozler onune seriyor. Tasavvufun temellerini enel hakk hakkinda bahsettiginide goruyoruz. Hallaci mansurun hayati cok duyguluydu benim icin etkilenmemek elde degil. Kitap guzeldi. Bu konulara merakiniz varsa tavsiye ederim
NigahdarBaşak Sayan · İthaki Yayınları · 20261,771 okunma
8/10
·232 syf.·
2026 70. kitabı
‎Sabreden Derviş, muradına ermiş... ‎ ‎"Bu gece ne olmadık, ne inanılmaz bir geceydi. Ankara'dan istanbul hapishanesine nakledildiği gece, jandarmanın bileklerinden kelepçeleri çıkardığı dakikada, içinde bulunduğu katar bir başka katarla çarpışıyor, kendisi bu kazadan canlı kurtuluyor. Aldığı yara berelere rağmen canlı... O kadar canlı ki, yerinden kalkar kalkmaz başka kazazedelerin imdadına koşuyor, yanında yaralı olduğu hâlde, yine de diğerlerinin imdadına koşan, bir başka insan, bir kadın var. Ve bu kadın kendisini tanıyor. Evet, biraz evvel elleri kelepçeli bir mahkûm olduğunu tanıyor! Tam imdat ekipleri geleceği sırada ona kaçmasını öğüt veriyor... Zaten kendisi kaçmak, hapisten, merhametsiz duvarlar arasından kurtulmak istemiyor mu? Elbette istiyor. Ona bu nasihati verenkadın esasen eski bir mahkûm, yeni tahliye olmuş, on beş sene hapiste kalmış bir sabıkalı. Kaçmasını kolaylaştırmak için para, barınabilmek için de evinin adresini veriyor. İnanılmaz bir şans bu. Sonra tesadüf, yolda bir de Şoför Ramazan'ı karşısına çıkarıyor. Dertli adam! Çok sevdiği, lüzumsuz yere kıskandığı karısından tam da o gün boşanmış olan bir adam! Ne yaptığını, hırsını nerede boşaltacağını bilemeyen, iyilikle kötülük arasında zikzaklar çizen bir kimse! Ve sonunda o da iyi hislerine mağlup oluyor. Bir saat evvel kendisini polise vermekle tehdit eden, İstanbul'a götürdüğü takdirde şantajla yol parasının çok üstünde bir para isteyen adam, onu Tuzla ile Pendik arasında kamyonundan indirmeden evvel, eğer iş arıyorsa gelip kendisini bulması için bir adres veriyor. Ve ondan istediği çok fazla parayı almak şöyle dursun, hiç almıyor. Sonra geceyi, belki birkaç gününü geçirmek ümidiyle boş zannederek girdiği bu yazlık evde karşısına peri kızları kadar güzel fakat sonsuz kederli bir kadın çıkıyor
Edebiyat
Ayrılmak Yok!Suat Derviş · İthaki Yayınları · 202530 okunma
7/10
·175 syf.··
Beğendi
·
2026 88. kitabı
Aksi bir tütüncünün evinin cumbasından gördüğü kıza tutulan Talat , kılık değiştirerek sevdiği ile buluşur... Edebiyatımızda batılı anlamda kaleme alınmış ilk roman özelliğini taşıyan bu kitapta, kadının eve kapatılması, eğitim hakkından mahrum bırakılması , kendi rızası olmaksızın yaşlı ve zengin adamlarla evlendirilmesi gibi konulara değinilmiş. Bu yönüyle ilk romanımız toplumsal bir protesto niteliği taşımakta. Dili sade ve akıcı. Kolay okunuyor. Şahsen, konusu ve anlatım tarzı sebebiyle son sayfada kahkahaya mânî olamadım.
Taaşşuk-u Talat ve FitnatŞemseddin Sami · Anonim Yayıncılık · 201438,1bin okunma
Geleceğe Hay Hay De
8/10
·224 syf.·
2026 75. kitabı
Kişisel gelişim kitaplarının en büyük iddiası iyi yönde davranış değişikliğine sebep olmak diye bilinir. Bu amaçla yazarın samimi bir sesle okuruna yönelmesi uygun görülür. Ama sadece samimiyetin olduğu bir düzen bazen tatmin edici değildir. Dilek Cesur okurunu davranış değişikliğine götürürken birden fazla metodu layıkıyla uygular. Bir kere ikna kabiliyetini sağlamak için bilim efektif bir biçimde kullanılır. Gerçeklerden filizlenen hikayeler sayesinde sebep sonuç ilişkisi iyi kurulur. Yazarın sesi bol tekrarla ve güçlü ifadelerle deyim yerindeyse okurun aklına kazınır. İyinin insana kazandırdığı erdem nihai hedef olarak verilir. Sabırla verilen çaba sayesinde kişiliğin gelişmeye mani olan zincirlerinin nasıl kırılacağı deneyimleyenlerin diliyle izah edilir. Böylelikle okura kademe kademe motivasyon kazandırılmak istenir. Bu düzende yazılanların uygulayarak başarılı olmak okura borç gözükse de yazar güçlü telkinleriyle okuruna olan borcunu ödemiş gibidir. Hay hay diyelim… ** zafer saraç Geçmişe Bay Bay Geleceğe Hay Hay Dilek Cesur Zafer Saraç**
Edebiyat
Geçmişe Bay Bay Geleceğe Hay HayDilek Cesur · Kronik Kitap · 2025348 okunma