" Dilediği gibi yaşayan insan özgürdür. Hiçbir şeye mecbur değildir. Hiçbir şey onu engelleyemez ya da kısıtlayamaz. Yaptığı tercihlere kimse mani olamaz. İstediğini elde eder ve nefret ettiği şeylerin tuzağına düşmez. Kim tökezleyip durduğu, hatalar yaptığı, hiçbir disipline bağlı kalmadan, sürekli şikayet ederek monoton bir aldatmaca şeklinde geçen bir hayat yaşamak ister ki? "
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur:
"İnsanlar kıyamet gününde kepekten arınmış undan yapılan bir ekmek gibi bembeyaz, içinde sığınağı olmayan (dümdüz) bir arazi üzerinde haşrolunur."
Râvî (kendisinden bunun mânâsı sorulduğunda) dedi ki:" Hadîsin metninde geçen Afrâ çiğnenmemiş beyaz toprak demektir. Naki ise kepekten arınıp elenmiş un demektir. Mâlem ise, örten bir bina, görmeye mâni olan bir değişiklik demektir”.
Modern devlet, İslami şeriatın uygulanmasıyla bir çelişki arz etmez; çünkü İslam, Müslüman ülkelerdeki en yüksek otoritedir ya da öyle olmalıdır. Araçlarıyla, düzenlemeleriyle, yasalarıyla ve sistemleriyle, modern devlet -İslam'ın tartışılmaz prensipleriyle ve temelleriyle çelişmiyorsa- gelişme olanağımıza mâni değildir... [böylece] biz de ondan gelişmek ve ilerlemek adına faydalanabiliriz.
Bizi bir kim sever? Bizi bir tek belediyeler sever. Valla, pek severler bizi. Oy atıyoruz ya onlara, bayılırlar bize. İhtiyarlara o bedava, bu bedava diye sayıp dururlar. Hani şey yapıyorlar ya; neydi adı? Etkinlik mi, neyse işte... Ben bir kere gittim.
Bir şey sandım da gittim. Kapımıza kadar gelip de çağırdılar. “Mutlaka gelin teyzedm" dedi gelen kız. E, ayağımıza kadar gelmiş, gitmemek olmaz, dedim. Gittim. Altmış beş yaş üstü için şiir yazma günüymüş. Boş kâğıt verdiler, şiir yazacakmışız. Oldu. Hiç işimiz yoktu. Tamam işimiz gücümüz yok ama o kadar da aylak değiliz. Neyse yazdık bir şeyler. Ben mani yazdım. Mani mi türkü mü bilmem... Şiir gibi bir şey işte.
“Laleler safa safa,
lale koydum mushafa,
akranların evlendi,
evde kaldın Mustafa.”