Yabancı, Albert Camus’un en çok ses getiren eseri olmuştur.
Meursault isimli baş kişinin bakımevindeki annesi ölür, işinden izin alarak cenazeye gider. Cenazedeki tutumları, kayıtsızlığı annesini kaybeden birine benzemez, hemen normal hayatına dönmeyi ister. Cenazenin ertesi günü ise denize girer, yasta gibi değildir hiç. Kapı komşularıyla olan diyaloglarına da yer verilmiş. İkinci bölümden sonra ise olaylar gelişir, farklılaşır. İpucu olmasın diye oraları yazmıyorum. ‘Bir İdam Mahkumunun Son Günü’ kitabı ile benzerlikler var. Olay ve durumları gözlemleyip çözümler karakterimiz.
Bazı kısımlarda karaktere sinirlendim. Örneğin onunla evlenmek isteyip istemediğini soran kız arkadaşına evlenebiliriz istersen, fark etmez gibi cevaplar verir. Arkadaşlarının sorduğu sorulara da bu tarz cevaplar verir, sanki kendine ait bir fikri yoktur. Ne istediğini bilmeyen ikircikli bir tiptir. Ben hiç sevmem belirsizliği…
Meursault, sorumsuz, yaşamayı boş gören, her şeyi anlamsız bulan, olaylar karşısında tepkisiz kalan biridir. Kendini tanımaz, duygularına, hislerine ve hayata karşı yabancılaşmıştır karakterimiz. Kitapta bunlar güzel aktarılmış.