Şuheda

Puan vermedi·128 syf.··
2025 5. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2025 18:34
Kitabı okumadan önce zaten Gazali yazmışsa güzeldir, diyerek başladım. Ve her satırına hayran kalarak pek çok yerin altını çizerek okudum. İnce olmasına rağmen düşüne düşüne yavaş yavaş okumak istedim. Günlük hayatımızda alışılagelmiş olduğumuz, bize sıradan gelen olaylar aslında büyük birer mucize ve hikmet barındırıyor. Örneğin güneşin belirli bir düzen içinde doğması ve batması, mevsimlerin döngüsü, yağmurun yağması… Güneş sürekli devam etse bitkiler ve hayvanlar yanardı. Hep yağmur yağsa yine olmazdı. Müthiş bir denge unsuru var Yaradan’ın. İnsanın organları, eklemleri, kemikleri, damarları hatta kirpiklerin yaratılışına kadar hepsi harika bir hikmete sahip. Kuşların kanadının ortasındaki içi boş ince çubuk dahi sebepsiz yaratılmamış. İnsan hayran kalmadan edemiyor. Tefekküre sevk ediyor. Okuyan çok şey kazanır. Okuyacaklara istifadeli okumalar…
Gökyüzüne Bakmanın Faydalarıİmam Gazali · Nesil Yayınları · 20233,132 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·160 syf.··
2024 40. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2024 21:31
İnsanın hayatındaki en önemli ve etkili insanlardan biri şüphesiz öğretmenleridir. Bir öğretmen öğrenciyi dersten ve okuldan da soğutabilir dersi ve okulu daha da çok sevdirebilir de. Dolayısıyla bir öğretmen öğrencilerine olan yaklaşımına, davranışlarına, tutumlarına çok dikkat etmelidir. Karşısında yarının yetişkinleri olduğunun bilinciyle hareket etmelidir. Öncelikli amacı öğrencisinin gönlüne girmek olmalıdır. Sonrası zaten gelecektir. Fakat bir lise öğretmeni olarak diyebilirim ki günümüzde lise düzeyinde öğretmenlik yapmak oldukça müşkül bir hâl aldı. Her türlü öğrenci profili karşımıza çıkıyor. Bazen insan nasıl tepki vereceği konusunda kararsız kalıyor. Öğretmenlerin de tatili çok diyenlere ‘o zaman sen de öğretmen olsaydın’ diyorum . Gerçekten çok zor ve sabır isteyen bir meslek. Aynı zamanda da bütün zorluklarına rağmen birilerine bir şeyler kattığını görünce, güzel geri dönüşler alınca iyi ki öğretmen olmuşum dedirten bir meslek bence. Yalnız şu bilinmeli ki öğretmenin sihirli değneği yok, her şey öğretmenden beklenmemeli. Bu noktada yine iş dönüp dolaşıp eğitimin sıfırdan ailede başladığına ve anne babalara çok ama çok iş düştüğüne geliyor. Herkes çocuğuna gerekli özeni gösterip yetiştirme konusunda gerekeni titizlikle yapmalı. Konuşulacak söylenecek çok şey var da çok uzatmayayım. Biz yine de ümitvâr olalım. Kitaba gelecek olursak isminden de anlaşılacağı üzere Halide Nusret Zorlutuna’nın öğretmenlik yaptığı yılları, küçük dostlarım diye adlandırdığı öğrencileriyle yaşadığı anılarını anlatıyor. Kimi zaman tecrübesizlikten dolayı bazı hatalar yapmış, sonradan farkına varmış. Yaşadıkça, mesleğini yapa yapa gelişmiş ve mesleğini, öğrencilerini hep çok seven bir öğretmen olmuş. Bir solukta okuyabilirsiniz.
Benim Küçük DostlarımHalide Nusret Zorlutuna · Panama Yayıncılık · 20184,069 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2024 34. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2024 17:52
Nevzat Tarhan bu kitabında Mesnevi’den hikayelerle analiz ve çıkarımlar yaparak insanın kendi özüne yönelik farkındalık kazanmasını, kendi içindeki hakikatleri görmesini amaçlıyor. İnsanın kendi ruhsal dünyası ve psikolojik durumuyla ilgili ayna görevi görüyor hikayeler. Böylece insan kendini tanımaya yönelik fikirler edinmiş oluyor. Yazar, Mevlana’yı günlük hayatta bize yol gösterecek bir rehber olarak tanımamız gerektiğini anlatıyor. Benim en sevdiğim hikayeler: Aynayım (Ben bir aynayım, kim bakarsa bende kendini görür.) Dua Öyküsü (Dua kapı çalmaktır, sonrasına karışmak haddi aşmaktır.) Kılavuz (Kişinin yaşadığı her olayda “Bu bana ne öğretti?” demesi lazım. ) Sineğin Kibri(Kibirli insanlar başkalarını eleştirerek kendilerini rahatlatırlar.) Güzellik Bakan Gözdedir
Mesnevi TerapiNevzat Tarhan · Timaş Yayınları · 20122,851 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2024 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2024 20:23
Yabancı, Albert Camus’un en çok ses getiren eseri olmuştur. Meursault isimli baş kişinin bakımevindeki annesi ölür, işinden izin alarak cenazeye gider. Cenazedeki tutumları, kayıtsızlığı annesini kaybeden birine benzemez, hemen normal hayatına dönmeyi ister. Cenazenin ertesi günü ise denize girer, yasta gibi değildir hiç. Kapı komşularıyla olan diyaloglarına da yer verilmiş. İkinci bölümden sonra ise olaylar gelişir, farklılaşır. İpucu olmasın diye oraları yazmıyorum. ‘Bir İdam Mahkumunun Son Günü’ kitabı ile benzerlikler var. Olay ve durumları gözlemleyip çözümler karakterimiz. Bazı kısımlarda karaktere sinirlendim. Örneğin onunla evlenmek isteyip istemediğini soran kız arkadaşına evlenebiliriz istersen, fark etmez gibi cevaplar verir. Arkadaşlarının sorduğu sorulara da bu tarz cevaplar verir, sanki kendine ait bir fikri yoktur. Ne istediğini bilmeyen ikircikli bir tiptir. Ben hiç sevmem belirsizliği… Meursault, sorumsuz, yaşamayı boş gören, her şeyi anlamsız bulan, olaylar karşısında tepkisiz kalan biridir. Kendini tanımaz, duygularına, hislerine ve hayata karşı yabancılaşmıştır karakterimiz. Kitapta bunlar güzel aktarılmış.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,5bin okunma
Puan vermedi·48 syf.··
2024 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2024 00:05
Monna Rosa Türk edebiyatının en güzel aşk şiirlerinden şüphesiz. Hikayesini bilince şiir daha da anlamlı hâle geliyor. Üniversitede hocamız anlatmıştı, hatta Muazzez Akkaya da benim gibi Geyveli imiş. :) Sezai Karakoç üniversite yıllarında bir kıza gönlünü kaptırır fakat aşkına karşılık bulamaz. Bu şiiri de ona yazar. Uzun yıllar şiirin akrostiş olduğu anlaşılmaz fakat her kıtanın ilk harfini birleştirince “Muazzez Akkaya’m” ismi çıkar. Sezai Karakoç’un tek gülü yani Mona Rosa’sıdır o. Şiirin her satırı insanın yüreğine dokunuyor. Muazzez Akkaya daha sonra evlenir fakat Sezai Karakoç hiç evlenmez. 2021 yılında vefat eder. Ve Muazzez Akkaya şunları söyler: “Üzüldüğüm bir şey var, Sezai Karakoç'u vefatından bir ay kadar önce Fenerbahçe sahilinde gördüm. Karşıdan yürüyordu ve o kadar dikkatli bana bakıyordu ki... Ama beyaz saçları, sakalları olunca tanıyamadım. Bir süre sonra gazetede vefat ilanını görünce onun Sezai Karakoç olduğunu anladım. Eğer o olduğunu bilseydim, bir kafede oturup beraber bir kahve içmek isterdim.” Vuslatın değil hasretin şiiridir Monna Rosa… “ Ben onun sılası kendimin gurbetiyim.”
Şiirler I - Monna RosaSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202011,4bin okunma