Hayır, daha fazla dayanamayacağım. Tanrım! Bana neler yapıyorlar! Başıma soğuk su döküyorlar! Duymuyorlar, görmüyorlar, dinlemiyorlar beni. Ben onlara ne yaptım ki? Bana niye eziyet ediyorlar? Hiçbir şey yapmadım. Gücüm yok, çektirdikleri acılara dayanamıyorum, başım yanıyor, gözümün önündeki her şey dönüyor. Kurtarın beni! Buradan alın Beni! Fırtına gibi hızlı bir troyka verin bana! Oturun, arabacı, çal çıngırağımı, kanatlanıp uçun atlar, götürün beni bu dünyadan! Uzaklara, çok uzaklara, hiçbir şeyin, hiçbir şeyin görünmediği yerlere. Işte gökyüzü karşımda yükseliyor; küçük bir yıldız parlıyor uzaklardan; koyu ağaçlarıyla ve ayla birlikte geride kalıyor orman; mavi bir ses seriliyor ayaklarımın altına; sisin içinden müzik sesi geliyor. Şu uzakta görünen benim evim mi? Pencerede oturan annem mi? Anacığım, kurtar şu zavallı oğlunu! Şu ağrıyan başına bir damla gözyaşı dök, bak oğluna nasıl eziyet ediyorlar! Bas bağrına zavallı yetimini! Dünyada gideceği yer yok! Her yerden kovuyorlar! Anacığım! Acı şu hasta yavruna!...