Ve biliyordum ki bir erkeğin evlenmeden önce bir kadına yedirdiği akşam yemeklerine, verdiği güllerle öpücüklere karşılık olarak gizliden gizliye istediği tek şey, evlilik işlemleri biter bitmez kadının Bayan Willard'ın mutfak paspası gibi ayaklarının altına serilmesiydi.
Bir kadının bir tek temiz yaşantısı olması gerektiği, oysa bir erkeğin biri temiz, öteki kirli iki yaşantısı olabileceği düşüncesi beni çileden çıkarıyordu.
Kendimi dalların çatallandığı noktada otururken görüyordum, incirlerden hangisini seçeceğime bir türlü karar veremediğim için açlıktan ölüyordum. İncirlerin hepsini ayrı ayrı istiyordum ama birini seçmek ötekilerin hepsini kaybetmek demekti ve ben orada karar veremeden otururken incirler buluşup kararıyor, birer birer toprağa, ayaklarımın dibine düşüyorlardı.
Bunun ancak bir erkek tarafından icat edilmiş bir ilaç olduğunu düşündüm. Karşımızdaki kadının korkunç sancılarla boğuştuğu ve çok acı çektiği her halinden belliydi, yoksa böyle inlemezdi ama yine de buradan çıktığında doğruca eve gidip bir bebek daha yapmaya koyulacaktı, çünkü ilaç acının ne kadar kötü olduğunu unutturacak,..
İnsan tozdan ibaretti ve bütün bu tozun doktoru olmanın, insanların mutsuz, hasta ya da uykusuz kaldıkları zaman hatırlayıp tekrarlayacakları şiirler yazmaktan nasıl daha iyi bir şey olduğunu anlayamıyordum.