Puan vermedi
Vladimir ve Estragon isimli iki ana karakterimiz, Godot isimli birini tek bir ağacın bulunduğu ıssız bir ovada beklemektedir. Godot’yu beklerken zamanın geçmesi için bazen saçma ve anlamsız uğraşlara yönelirler. Beckett burada aslında gündelik hayatta yaptığımız, bizi oyalayan ve zaman geçirmemizi sağlayan anlamsız alışkanlıklara vurgu yapar. Godot, eserde önemli bir metafordur. Tanrı, umut, kurtuluş veya insanın hayat boyunca beklediği anlam olarak yorumlanabilir. Godot’nun hiç gelmemesi ise insanların sürekli bir şeylerin değişmesini beklemesine rağmen bu değişimin çoğu zaman gerçekleşmemesini simgeler. Godot’nun gelmeyeceğini haber veren küçük çocuk ise, beklenen umudun gerçekleşmemesine rağmen insanların “yarın her şey düzelecek” düşüncesiyle umut etmeye devam etmesini temsil eder. Vladimir ve Estragon’un sürekli ayrılmayı düşünüp bir türlü ayrılamaması ise insanların zaman zaman birbirlerinden sıkılsalar bile yalnız kalma korkusuyla birbirlerine tutunmalarını anlatır. Pozzo ve Lucky karakterleri ise güç ve itaat ilişkisini temsil eder. Başta gücü elinde bulunduran tarafın zamanla güç kaybedebileceğini göstererek, hiçbir konumun kalıcı olmadığını vurgular. Absürd tiyatronun en önemli eserlerinden biri olan Godot’yu Beklerken, yoğun sembolizmi ve alışılmışın dışındaki anlatımıyla okuyucuyu düşünmeye zorlayan bir kitap. Sembolizm ve varoluşsal sorgulamalar ilginizi çekiyorsa etkileyici bir eser olabilir; ancak daha klasik bir anlatım sevenler için yer yer zorlayıcı gelebilir. İyi okumalar.
Godot'yu BeklerkenSamuel Beckett · Kabalcı Yayınevi · 200010,1bin okunma
Puan vermedi·134 syf.··
2026 47. kitabı
EYVALLAH diyerek başlıyorum ama anlatacaklarımdan sonra sen ne dersin bilmiyorum. Kısacık bir trajikomedi: Estragon & Vladimir arkadaştır & Godot adlı birini beklemektedir. Bir gün beklerler, aralarında sohbet ederler ama çoğunlukla konuştukları=hiçtir, önemsizdir, öylesinedir. İkinci gün olur, beklerler, önceki günün tekrarı olur... Üçüncü gün olur, durum değişmez... Gelelim neden eyvallah dediğime, doğru düzgün ne geçiyor derseniz kitapta bir şey yok derim ama 2-3 cümle karşıma çıktı & üstüne düşündüm, durdum. Sonra da anladım ki işte hayat böyle, her gün bir şekilde yaşıyoruz, umutla, yarının getireceklerine olan merakla, özlemle & sabırla. Sonuç ne peki? Ben sevdim, hiçbir şeyin olmadığı bu kitapta çok da yoruldum düşünmekten açıkçası bana iyi de geldi. Sevdiğim cümleleri de alıntıladım belki bir fikir oluşturur sende de. Kitapla kal -.-
Godot'yu BeklerkenSamuel Beckett · Kabalcı Yayınları · 202110,1bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kaçışlar,korktuğumuz şeylerdir
7/10
·134 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
Godot'yu Beklerken Samuel Beckett adlı eseri 2.dünya savaşı sonrası her şeyini kaybetmiş varoluşsal krizler yaşayan insanın anlam arayışını ifade eden bir eser olarak kaleme alınmış. Eserde Vladımır ve Estragon Godot’u beklerler ancak Godo ne bir insandır ne de başka bir şey. Godo, insanın ümit ederek bağlandığı neyse odur. Umuttur. Bu belirsizlik içinde sadece beklerler, beklerken de hayatın karmaşıklığında, yapılması gereken şeyler, ikili ilişkilerimiz, arzularımız,acılarımız,mutluluklarımızla bir oyalanma halindeyizdir… Zamanı böyle geçiririz. Yani aslında anlam arayışı dediğimiz şey anlamsızlığın ta kendisidir. Bunu da Godot’u beklerken bir nişan gibi taşırız,anlamsızlığa anlam atfederiz. Godot’u beklemekte ki amaç aslında insanın sorumluluk almamak için sığındığı bir sığınaktır. Bir kurtarıcı bekler,ama o kurtarıcı asla gelmeyecektir. Ve bu ümitle sırf bir şey yapmamak,çaba sarf etmemek,ter dökmemek için Godot’u beklerler. Her gün aynı yerde onu beklerler. Eserde bir çocuk her gün gelip Estragon ve Vladımır’e Godot’un bugün gelemeyeceğini ama yarın mutlaka geleceğini söyler.Bu söylem insanı zamanın bekçisi yapan ve onu orada zamanın içerisinde köleleştiren umut dolu bir söylemden ibarettir. Oyunda Pozzo ve Luky vardır.Pozzo efendi, Luky ise köle rolündedir. Pozzo gücü,otoriteyi,zenginliği,mülkiyeti temsil eder ve elindeki kırbacıyla Luky’i yönlendirir. Luky ise sistemin içerisinde eriyen insanı temsil eder,muhtaç ve yönlendirilmesi gerekli olanı. Pozzo, Luky olmadan gücünü kanıtlayamaz, Luky de Pozzo olmadan ne yapacağını bilemez. Yani ikisi de birbirine muhtaçtır,sistem bunu bilerek yapmıştır. Biri olmadan bir diğeri varolamaz. Pozzo, Luky’e sahnenin bir bölümünde Estragon ve Vladımır’in isteği üzerine düşünmesini söyler Luky’de şapkasını takıp düşünmeye başlar ancak
Godot'yu BeklerkenSamuel Beckett · Kabalcı Yayınları · 202110,1bin okunma
Puan vermedi·124 syf.··
2026 3. kitabı
Absürdite'yi bolca gözlemlediğimiz tiyatro metni. Bir şeyi hiç gelmeyecek ya da olmayacak olanı beklemek. İnce sembollerle işlenmiş ve insana durgunluk veren bir metin. Her birimiz bazen Godot'yu beklemiyor muyuz?
Godot'yu BeklerkenSamuel Beckett · Kabalcı Yayınevi · 200010,1bin okunma
Puan vermedi·124 syf.··
2026 30. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 08:49
"Beklemek acıdır ama beklerken yeşeren ümit her şeye değerdir" Eser absürt tiyatro türünün bilinen örneklerinden biridir. Dünya Edebiyatı çerçevesinde yazar eser olarak ezberlediğim okumanınsa bugüne nasip olduğu bir eser. Oyun bir ağacın altında kim olduğunu, ne olduğunu, ne zaman geleceğini bilmedikleri "Godot" isimli bir insan, varlık veya hissi bekleyen Vladimir ve Estragon etrafında gelişiyor. Büyük bir umutla bekleyen bu iki karakter beklerken aralarında gerçekleştirdikleri konuşmalar ile bir çok noktaya değiniyor. Örneğin sürekli devingen cümleler kurup hiç hareket etmemeleri insanın eylemsizliğini, her seferinde bir ağacın altında başlayan o bekleyişin aynılığı bize hayatın monotonluğunu anlatmaya çalışır. Ayrıca havuç, turp, intihar vb. anlamsız konular üzerinde konuşmaları hayatın vakit kaybetmeden başka bir şey olmadığını anlatmaya çalışır. ( Havuç istediği yerde acaba Godot bir tavşan mı diye düşünmedim değil :)) bu kısımları ben leitmotif diye de değerlendirdim. Godot'yu Beklerken ile Tatar Çölü arasında bağlantı kurdum çünkü orada da karakter sürekli bir bekleyiş içinde, monoton bir yaşam sürüyor ve beklediği şey de bir türlü gerçekleşmiyordu. Son olarak doğruluğundan emin olmamakla birlikte Samuel Beckett Godot için "kim olduğunu bilseydim oyunda söylerdim" demiş. Bence Godot ihtiyacımız olduğunda bizi harekete geçirecek olan "umut"tu, sıkıntılı olduğumuzda içimize su serpecek olan bir "arkadaş"tı, hayatın durağanlığı karşısında bize aktiflik kazandıracak o "his"ti. Ama ben en çok onun "umut" olmasını sevdim. Keyifli okumalar diliyorum okuyacak olan herkese..
Godot'yu BeklerkenSamuel Beckett · Kabalcı Yayınevi · 200010,1bin okunma
Puan vermedi·134 syf.··
2026 83. kitabı
Godot’yu Beklerken yorumum kitaba geçmeden önce yazardan, etkilendiği ve etkilediği yazarlardan bahsetmek istiyorum: Irlandalı yazar Samuel Beckett tarafından yazılmış absürd tiyatronun en önemli eserlerinden biridir. Yazar, bu eserini yazarken birçok felsefi, tarihsel ve kişisel etkiden beslenmiştir. Oyun tek bir kaynaktan değil savaş sonrası insan ruhunun çöküşünden, modern felsefeden ve Beckett'in kendi yaşam deneyimlerinden doğmuştur. Etkilendiği yazarlar Albert Camus, Jean Paul Sartre, James Joyce gibi yazarlardır. Hatta bir dönem akademik dünyada Adalet Ağaoğlu’nun “ Ölmeye Yatmak"eserinin insanın varoluş sancısını ve içsel yalnızlığını ele alış biçimleri bakımından dikkat çekici benzerlikler taşır. iki eserde de karakterler; yasamlarının anlamını sorgular, geçmişleriyle hesaplasir, kim olduklarını anlamaya çalışırlar. İkisinin arasındaki temel fark Beckett felsefi ve soyut, Ağaoğlu daha toplumsal ve psikolojik çizgidedir. Kitaba gelecek olursam; Waiting for Godot yalnızca iki insanın birini beklediği bir tiyatro oyunu değildir; insanlığın varoluş karşısındaki sessiz çaresizliğinin sahneye dönüşmüş hâlidir. Samuel Beckett, Vladimir ve Estragon’un bitmek bilmeyen bekleyişi üzerinden insanın yaşam boyunca anlam, umut ve kurtuluş arayışını anlatır. Oyunda neredeyse hiçbir şey gerçekleşmez; fakat tam da bu “hiçlik”, eserin en güçlü yönüdür. Tekrarlayan diyaloglar, suskunluklar ve boşluk hissi, modern insanın iç dünyasındaki yalnızlığı derin biçimde hissettirir. Godot’nun hiç gelmemesi ise insanın hayat boyunca peşinden koştuğu mutluluk, inanç ya da anlamın belki de hiçbir zaman tam olarak ulaşılamayacağını simgeler. Beckett, sade ama sarsıcı diliyle okuyucuyu yalnızca bir oyunun içine değil, insan ruhunun karanlık ve kırılgan tarafına davet eder. Ben
Godot'yu BeklerkenSamuel Beckett · Kabalcı Yayınları · 202110,1bin okunma