"İnsan her gün bir parça müzik dinlemeli, iyi bir şiir okumalı, güzel bir resim görmeli ve mümkünse birkaç mantıklı cümle söylemelidir; fani hayatın Tanrı’nın insan ruhuna ektiği güzel duyguları silip yok etmesine izin vermemek için." — Goethe
Weltschmerz
Nedir bu Weltschmerz Son zamanlarda 1000 kitapta sıklıkla kullanılan bu kavram aslında Johann Paul Friedrich Richter kısaca Jean Paul olarak bilinen Alman edebiyatçısına aittir Weltschmerz (dünya ağrısı /dünya bıkkınlığı) kavramını kazandıran ilk kişidir ve İlk kez Vorschule der Ästhetik adlı eserinde kullanmış Herr Jean Paul için Weltschmerz dış dünyanın yani (gerçekliği) sıradanlığı ve acımasızlığı arasındaki uçurumu o derin varoluşsal hüzünü açıklamak için kullanmış Bu acı sizin 1000kitapta belirttiğiniz kişisel bir dertt değil 😄 dünyanın varoluş biçimine duyulan bir kırgınlıktır. Uzatmayalım sonra bu kavramı Alman romantik tayfası kullanmaya başladı Heine Hölderlin Hermann Hesse Thomas Mann daha başka Weimar Klasisizmi yani Goethe ve Schiller ve Fransız Romantik tayfası Rus tayfası ozellikle Aleksandr Puşkin (Yevgeni Onegin filimi çok güzel ) gibi yani bütün dünya edebiyatını şekillendirdi Unutmadan Bizim Arthur Schopenhauer bu kavramı kullanmış ama onun felsefesinin kötümserliği/pesimizm yani yaşamın temelde bir acı çekme süreci olduğu fikriyle karıştırmayın o bu acılara Dünyayı kör bir İradenin yönettiğini bu yüzden acının kaçınılmaz olduğunu söyler Schopenhauer rahat bırakın onun acısı başka😂 Yani anlaşılacağı gibi Weltschmerz estetik bir duygu durumu anladınız mı sizin o aptal nesneleşmiş aşk acınız değil Aşkı kavramını öğrenin Alman romantikler mi size öğretsin aşkı 😄 Aşık olmak söylediğim gibi Bir nesneye (kadın/erkek) bağımlılık değil varoluşsal biçimdir
Reklam
Her insanda tek bir şey dikkatimi çeker; düşünce tarzı.Düşüncede güzellik yoksa takdir edilecek bir şey de yoktur. Heinrich Hinrichsen
Alıntı
Goethe, Genç Werther'in Acıları kitabında: "Gerçi anlaşılmamak bizlerin kaderinde var." der. Bazen ne kadar içimizi açmaya çalışsak da, ne kadar duygularımızı dile getirmeye gayret etsek de başkaları onu tam anlamaz. Çünkü ruhun gerçek sancısını sadece kendi kalbimiz bilir.
Edebiyat
`Sizce aşk nedir?` Dostoyevski: Aşktır ❤️ Şeyh Galib: Mumdan kayıklarla ateş denizini geçmektir 💛 Platon: Akıl hastalığıdır 🧡 Aristo: Acı çekmektir 🖤 Freud: Arzudur 🩵 Dante: Esarettir 💚 O. Wilde: Yanlış anlamadır 💜 Goethe: Zaman kaybıdır 🤎 Murakami: Makarnadır 😅 Mevlana: İnançtır 😌 *Hak verdiğini emoji ile belirtir misin?*
İHTİYARLIK KAÇ YAŞINDA BAŞLAR? Kristof Kolomb Amerika’yı keşfe çıktığı ilk yolculuğunda 50 yaşını çoktan aşmış durumdaydı. Pasteur kuduz asısını bulduğunda 60 yaşındaydı. Mimar Sinan, Süleymaniye camisini bitirdiğinde 70 yaşını geçmişti. Selimiye camisini tamamladığında ise 86 olmuştu. Galileo, ayın günlük ve aylık çizimlerini yaparken 73 yaşındaydı. Charlie Chaplin, 76 yaşında film yönetmenliği yaparak hala işinin başındaydı. Goethe, en büyük eseri Faust'u ölümünden bir yıl önce, yani 82 yaşında bitirmişti. Nobel ödüllü Alman doktor Albert Schweitzer 88 yaşına rağmen Afrika hastanelerinde durmaksızın çalışarak ameliyat yapıyordu. Ressam Titian 99 yaşında hayata gözlerini yumdu. "Lepanto Savaşı" adlı ünlü tablosunu ölümünden bir yıl önce tamamladı. Dört defa İngiltere başbakanı seçilen Gladstone, son kez göreve geldiğinde yaşı 83'du. Gençlik hayatın belli bir çağı ile ilgili değildir. İnsan, kendine olan güveni derecesinde genç, şüphesi derecesinde yaşlıdır. Cesareti derecesinde genç, korkuları derecesinde yaşlıdır. Ümitleri derecesinde genç, ümitsizliği derecesinde yaşlıdır. Hiç kimse fazla yaşamış olmakla ihtiyarlamaz. İnsanları ihtiyarlatan, ideallerinin gömülmesidir. Seneler cildi buruşturabilir. Fakat heyecanların teslim edilmesi ruhu buruşturur. İnsanlar yaşadıkça yaşlandıklarını sanırlar, halbuki yaşamadıkça yaşlanırlar. İnsan ihtiyar olmaya karar verdiği gün ihtiyardır. Güzelliği görme yeteneğini kaybetmeyen asla yaşlanmaz.
Reklam
Reklam