içimi ferahlığa açan anahtardı mavi göğ... Ömer ŞİMŞEK
Duygu ve Düşünce
Sitare'ye Dair.
Benden uzak kalma diyerek şiire başlıyor şair, yalvarır gibi değil rica eder gibi. Daha sonra Sitare'yi okumaya başlıyoruz. Peki Sitare kim? Yazarın hayatına bir anda giren, uzun kirpikli bir hanım sanıyorum ilk başta. Telaşlı kalabalığın ortasında birbiriyle gülerek sohbet eden ama bir o kadar da utangaç iki genç canlanıyor gözümde. Şair de öyle söylüyor zaten: "Nedim'in nigehban nergisleri gibi üstümüzde bütün nazarlar, Çok utanıyorum Sitare." Sonra diyor ki şair: " Dün oturup hesap ettim, Sen doğduğun zaman Ben bir askeri mektepte talebeymişim. Sen bilmezsin Sitare, Burada gündüzler çekip durduğumuz bir mercan tespih, Geceler içinde uyuduğumuz bir siyah buluttu." Tam bu mısraları okurken aklıma Sitare'nin kaç yaşında olduğu takılıyor, sonradan anlıyorum ki bahsedilen doğum,Sitare 'nin kendi doğumu değil, şairin onu sevmeye başladığı zaman. Daha bir mektepliyken başını ğöğe kaldırıp izliyormuş Sitare'yi anlayacağınız. Sonra 'Sen bilmezsin' diyor Sitare' ye. Sanki neden orada değildin dermiş gibi. Gündüzler, diyor, çekip durduğumuz bir mercan tesbih,geceler içinde uyuduğumuz bir siyah buluttu. Bir asker için gece ve gündüz ne ifade eder diye soruyorum kendi kendime. Zihnimin gerisinden bir ses cevap veriyor: 'Gündüzler hayatının son anı olmaya daha yakın, geceler ise bilinmezliklerle dolu. Bu yüzden ki hayatının son anlarına yaklaşmış bir ihtiyar gibi huşu içinde gündüzleri kullanarak zikrediyor. Geceler ise kasvet dolu anlar olarak canlanıyor kafamda. Her akşam saat dokuzda çalan o yat borusu, içinde bulunduğu o huşudan sıyırıp, bilinmezlikle başbaşa bırakıyor şairi. "Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum, Gözlerin mi daha sıcak gûlüyor Yoksa dudakların mı? Anlayamıyorum." Bu dizeler bir veda anını canlandırıyor gözümde, ayrılık anını uzatmak istemeyen ama aynı
Reklam
ibrahim kırılmak puttan eskidir, bilmiyorsun. bilmiyorsun yakmayınca ateş seni burada yangınlar ne turuncu ne zebercet ne âh u figan göğ yarıklarından yağmur taşıyor gözlerime boşluk ve devletle hüzün yetiştiriyorum ayağımı bir suya takılı halde gülenler beni bilmiyor oysa, şurama dayanıyorum ibrahim, bütün kemiğimle bıçağa bir uzağın sırtı gibiyim, yakışmıyorum dünyanın hiçbir penceresine. ben değilim nergislerle beklenen... değilim morsüsen, çatkapı bir otobüs sevinci. beni bıçağına ısmarla ibrahim, elinden hiçbir şeyin gelmediğiyim. yolda belki allah bulurum, yolda belki cehennem. beni üzülmüş bir çocuğun kalbine ısmarla ibrahim baltanın suçu yok, sevmek puttan eskidir, bilmiyorsun. şu belimin kırılmışlığını öldür, saçlarımın dökülmüşlüğünü, üzülmüşlüğünü ellerimin. beni ayetine sür, beni gazozuna bağışla ibrahim hem gül hem gürz taşıyorum içimde, bilmiyorsun. dargınım sabahlarına dünyanın, sokaklarına kızgınım, ağaçlarına küs. yaşamak da bazen intihardır ibrahim, yaşamak da küfür. uyanmakla edilen hata iyi şeylerden bahsetmekle devam ediyor yemyeşil kör oluyorum, yemyeşil kör ediyor burada devlet beni güzelt, beni horgör, beni parçala suyla söndürülmüyor yangın kemiğimi bıçağa, beni allaha ısmarla ibrahim. çok haklı kaybediyorum, bilmiyorsun.
İbrahim baltanın suçu yok; Kırılmak puttan eskidir bilmiyorsun. Bilmiyorsun yakmayınca ateş seni. Burda yangınlar ne turuncu ne zebercet ne ahu figan. Göğ yarıklarından yağmur taşıyor gözlerime Boşluk ve devletle hüzün yetiştiriyorum Ayağımı bir suya takılı halde gülenler beni bilmiyor oysa Şurama dayanıyorum İbrahim, bütün kemiğimle bıçağa!
Renas jiyan -Janya
... lê xwedê û wext xelet hatiye xetimkirin ez hêmayeke heyama hewaran, di herban de nîşangeha riman serî gog, çav xar, zikçirîyayî fermo janya êdî tu dikarî xwe bikujî.
Kırılmak puttan eskidir, bilmiyorsun. bilmiyorsun yakmayınca ateş seni burada yangınlar ne turuncu ne zebercet ne ah u figan. göğ yarıklarından yağmur taşıyor gözlerime🫠 boşluk ve devletle hüzün yetiştiriyorum. ayağımı bir suya takılı halde gülenler beni bilmiyor oysa. şurama dayanıyorum ibrahim, bütün kemiğimle. Kalbim ölüme yakınlaşacak kadar yangın yeri, uyuyamıyorum sancısından... Gün gün ölüyorum İbrahim haberin yok,söyle başımı nereye vurayım?
Reklam
Reklam