20. yüzyılın sonlarında Avrupanın göbeğinde, yaşanan sistematik soykırım; hayalleri olan genç ve güzel bir konservatuar öğrencisi: “Suada” üzerinden çok başarılı ve etkileyici bir şekilde aktarılmıştır.
Kitapta fevkalade bir duygu yoğunluğu var okurken bir çok yerinde durup iç çekerek geçmişe sövüyorsunuz.
Hayatların kısa sürede değiştiği iki farklı dünyaya şahit oluyorsunuz. Suada’nın karşılaştığı iki farklı dünya: Tarık ve Vukadin ve akabinde gelen savaş ile birlikte Suada’nın sevdiklerini tek tek kaybetmesi yaşadığı işkenceler tecavüzler ve savaş sonunda hayata tutunacak umutlarının hâlâ hayatta kalması...
O dönemde neler yaşandığını, savaşın ve soykırımın ne demek olduğunu, Balkanların bizim için ehemmiyetini, kültürel dini bağımızı korumamızın önemini merak edenlerin kesinlikle okuması gereken muazzam bir kitap.